Haller Gençlik Merkezi’nde Yarım Asırlık Bir Hikâye
Eskişehir’in kültürel duraklarından Haller Gençlik Merkezi, çeyrek asırdır aynı köşede portreler çizen bir ustaya ev sahipliği yapıyor. Çocukluğundan bu yana resimle iç içe olan Münir Yeşil, bugün 77 yaşında olmasına rağmen her sabah aynı heyecanla tuvalinin başına geçiyor. Bir dönem ticaretle uğraşan Yeşil, yaşadığı iflasın ardından hayatını sanata adayarak Eskişehir’in yaşayan sanat hikâyelerinden biri haline geldi.
“Ticarette İflas Ettim, Resim Yapmaya Mecbur Kaldım”
Münir Yeşil, sanat yolculuğunun bir zorunlulukla başladığını açık yüreklilikle dile getiriyor. Daha önce konfeksiyon, mobilya ve elektrikli ev eşyaları sektörlerinde çalıştığını anlatan Yeşil, “Ticarette iflas ettim, aç kalınca resim yapmaya başladım. Bu işe mecbur kaldım ama sonra iyi ki böyle olmuş dedim” sözleriyle kırılma noktasını anlatıyor.
Yapay Zekâya Karşı El Emeğinin Savunusu
Son yıllarda yapay zekânın resim üretme kapasitesine de değinen Yeşil, el emeğinin yerinin doldurulamayacağını vurguluyor. “Yapay zekâ nereye kadar gider bilmiyorum ama el emeğiyle yapılan şey çok daha farklıdır” diyen usta ressam, sanatın yalnızca sonuç değil, süreç meselesi olduğunu hatırlatıyor.
“Şener Şen’in Portresini Çizmeyi İsterdim”
Hayatında çizmek istediği portreleri de paylaşan Yeşil, Türk sinemasının usta ismi Şener Şen’i özel bir yere koyuyor. “Yüz hatları portre çizimine çok uygun. Çocukluktan beri saygı duyduğum bir sanatçı” diyerek hayalini dile getiriyor.
Atatürk Portreleri Ayrı Bir Yerde
En çok sipariş aldığı çalışmaların Mustafa Kemal Atatürk portreleri olduğunu belirten Münir Yeşil, bu resimleri büyük bir duygusallıkla çizdiğini söylüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar uzanan siparişleri bulunan Yeşil, Atatürk portrelerinin hem Eskişehirliler hem de kenti ziyaret edenler için özel bir anlam taşıdığını ifade ediyor.
“Keşke Baştan Beri Bu İşi Yapsaydım”
Ticaretin riskli doğasına değinen Yeşil, pişmanlığını da gizlemiyor: “Keşke baştan beri bu işi yapsaydım. Daha huzurlu bir hayatım olurdu.” Ona göre sanat, yalnızca geçim kapısı değil, insanın ruhunu ayakta tutan bir sığınak.