Yazın sıcak günlerinde ülkemizin gündemi de hararetli günleri yaşıyor.
Yapısal sorunlar nedeniyle düşmeyen enflasyon ve alım gücündeki azalmanın yarattığı geçim sıkıntısı milyonlarca kişiyi olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Terör sorununu bitireceği ifade edilen ancak içeriği tam bilinmeyen ‘Çerçeve Yasa’ toplumun önemli bir kesiminde kaygıları arttırmış durumda.
Duyumlara ya da iftiralara dayanarak haksız bir şekilde tutuklanan CHP’li Belediye Başkanlarının durumu kamuoyu vicdanını derinden yaralamaya devam ediyor.
Genel olarak siyaset kurumu ise neredeyse saat saat gelişen olaylarla birlikte halk nezdinde itibar kaybına uğruyor.
Bu bağlamda özellikle muhalefet partilerindeki dalgalanmalar genel tabloda bir hayli belirleyici olmaya başladı denilebilir.
CHP’den kopan Özgür Özel ve ekibinin YENİ Parti’yi kurması siyasette bütün dengeleri değiştirmiş durumda.
Diğer yandan aynı tabandan gelen Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisinin birlikte hareket etme arayışları da dikkatle izlenmeye değer.
…
Siyasetin kısır tartışmaları bir yanda Genel Başkan Özgür Özel’in YENİ Partinin grup toplantısında açıkladığı ‘Örgütlenme modelinin’ üzerinde durmak gerekli.
Baştan söyleyeyim bu model uygulanabilirse YENİ Parti gerçekten de Türkiye’de yıllardır özlem duyulan yeni bir ‘siyasi kültürün’ öncüsü olabilir.
Özgür Özel açıklamasında: “YENİ Parti Türkiye’de siyaset yapılış biçimini değiştirecektir.
Artık üyeleri geri plana atan eski nesil siyaset anlayışı sona erecek, üyelerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu yeni nesil siyaset YENİ Parti ile birlikte kurulacaktır.
Bizim partimizin gücü liderinden, yöneticilerinden değil, örgütünden ve bilhassa her bir üyesinden gelecektir“ dedi.
Gerçekten de çok önemli başlıkları olan yenilikçi bir yaklaşım.
Mevcut Siyasi Partiler Yasası’nın böyle bir modele izin vermediği ise bilinen bir durum.
Mevcut yasa, parti üyesinin ilçe Başkanını, il Başkanını, Genel Başkanı seçmesine izin vermiyor.
Yasa, parti içi seçimde mahalle, ilçe, il ve kurultay delegelerini yetkilendirme anlayışıyla çalışıyor.
Özel’in açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla ‘delegelik’ Siyasi Partiler Yasasının gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olarak kalacak.
YENİ Partinin modeli üyeyi karar süreçlerine ortak olma, sorumluluk üstlenme, hesap sorma ve hesap verebilme özelliği ile tanımlıyor.
Eşit haklar kullanan üyeler geri planda kalmayarak kararlara katılacak.
Delege sisteminin kalkmasıyla birlikte siyasette büyük bir sorun olan ‘vesayetin’ yerini ‘katılımcılığa’ bırakması çok önemli.
…
Genel olarak bakıldığında Türkiye’de tabandan yukarıya doğru işleyen siyaset anlayışının hakim olması gerçekten de çok ihtiyaç duyulan bir konu.
Gücünü üyelerden alan siyaset üretme mekanizması çok daha doğru bir şekilde işleyecektir.
Partinin katılımcı yönetim anlayışıyla tabanından güç alarak politikalarını belirlemesi büyük bir sinerjiyi de beraberinde getirecektir.
Anımsatalım, sosyal demokrat partilerde üyeler, parti içi demokrasinin temel unsuru olarak karar süreçlerine katılır.
Tabanın sesini yönetime taşır ve yerel örgütlenmelerde aktif rol oynar.
Üyelerin görüş bildirilmesi ve aday belirleme süreçlerinde oy kullanması büyük bir önem taşır.
…
YENİ Parti ‘Türk siyasetinin demokratikleşmesi’ yolunda örnek olacak çok önemli bir model ortaya koyuyor.
Türkiye’deki Siyasi Partilerin işleyişini de değiştirecek olan bu modelin uygulanması demokrasimize çok büyük bir katkı sağlayacaktır.
Bu model,
YENİ bir ‘Örgütlenme Modeli’ olarak aynı zamanda
YENİ bir ‘Demokrasi Reformu’ olacaktır.