"Yeni Dünya Düzeni"

Abone Ol

Teknokratik çağın oluşturduğu geleneksel yapıların ve kurumların,
bilişim devriminin son evresinde yakalanan gelişmelerle
siyasi, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel bir çözülme dönemine
girdiği görülüyor.

Yapay zekânın biçimlendirdiği yeni teknolojik gelişmelerle
uluslararası dengeler hızla değişiyor.

Uluslararası düzen “yıkım sürecine” giriyor.

Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupa kaygılı görünüyor.

ABD, revizyonist bir yaklaşıma geçerek
Batı kulübünde hayal kırıklığı yaratıyor.

Çin, Yeni Dünya Düzeni’nin belirleyici aktörü olmaya aday.

Japonya kaygılı,
ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yaparak denge arayışında.

Hindistan, geleneksel rakibi Çin ile normalleşme eğilimine giriyor.

Küresel Güney’de diplomatik yeteneğini sergileme arayışında.

Yapay Zekâ Zirvesi ile Yeni Dünya Düzeni’nde rol arıyor,
“Yeni Delhi Bildirgesi” ile yapay zekânın
dünya sorunlarının çözümünde kullanılmasına
odaklanmayı hedefliyor.

Yeni Dünya Düzeni oluşurken yalnızlaşan AB,
derin uykudan uyanma refleksleri gösteriyor.

Şansölye Merz, bölgesel güçlerle ittifak arayışına giriyor.

AB’nin gücünü pekiştirmek amacıyla
Türkiye, Kanada, İngiltere ve Japonya gibi ülkelerle
stratejik ortaklık ve iş birliği anlaşmaları
imzalayacaklarını duyuruyor.

AB’nin nükleer gücü Fransa’nın lideri Macron,
stratejik özerklik arayışını sürdürüyor;
ancak ekonomik açıdan güç zamanlar yaşıyor.

Almanya’nın savunma harcamalarını artırarak
öne çıktığı görülüyor.

İngiltere, savunma bütçesini artırarak
Avrupa kıtasının güvenliğinde rol almaya yöneliyor.

Başbakan Starmer, NATO konseptinde
Washington Antlaşması’nın 5. maddesine bağlı olduklarını
yineliyor.

Türkiye, savunma alanında yaptığı yatırımlarla
ilgi toplamayı sürdürüyor.

ABD, Almanya, İtalya ve Hollanda gibi ülkeler
Türkiye’nin bölgesel gücünden yararlanmak istiyor.

Türkiye, Avrupa güvenlik mimarisinde kilit ülke olarak görülüyor.

Rusya, ABD ile yakaladığı konsensüsü sürdürerek
denge unsuru olmaya çalışıyor;
ancak Soğuk Savaş dönemindeki rolünü kaybediyor.

Kuzey Kore ile bağını koparmıyor.

İran, bölgesel gücünü kaybediyor,
Yeni Dünya Düzeni’nin yalnız ülkesi olarak görülüyor.

İran liderliği, Rusya ve Çin’in desteği ile şimdilik direniyor;
ancak ABD ve İsrail,
İran’ın anayasasını değiştirmesini,
Beyrut’tan ve Irak’tan çekilmesini,
nükleer programını durdurmasını ve
füze cephaneliğini yok etmesini istiyor.

İran, değişen Orta Doğu gerçeğini
bakalım kabul edebilecek mi?

Yeni Dünya Düzeni’nde ABD
yeni küresel rolünü belirlemeye yöneliyor.

Yapay zekâ
nadir toprak elementleri
stratejik madenler

Çin ve Hindistan öne çıkıyor.