Rahmetli Necati Okuroğlu, AP ve DYP’nin il başkanı olduğu dönemlerde iki kez milletvekili adayı olmaya niyetlenmiş, her ikisinde de milletvekili olma ihtimali en yüksek isimdi. Milletvekili olmasının önünde hiçbir engel yoktu ama gelin görün ki her ikisinde de darbe oldu.
***
Aydın Arat, belediye başkanlığına bir türlü ısınamamış, sevmemişti. Aklı milletvekili olmaktaydı. Belediye başkanlığı görevinde kalan 18 aylık süreyi doldurup milletvekili olacaktı. Önünde hiçbir engel yoktu ve milletvekili olacağına kesin gözle bakılıyordu ama ömrü yetmedi.
***
2002 seçimlerinde Ayhan Aslan, AK Parti’nin dördüncü sıra adayıydı. Yüzlerle ifade edilen bir oy eksiğiyle milletvekili olamayıp direkten döndü.
***
2007 yılı seçimlerinde Ayşe Fert Dökmeci de AK Parti’nin 4’üncü sıra adayıydı. AK Parti üç vekilde kaldı. Dökmeci de çok az bir oy farkıyla milletvekilliğinden oldu.
***
7 Haziran 2015 seçimlerinde Ruhsar Demirel, MHP’den milletvekili seçildi. Hükümet kurulamadı, erken seçim kararı alındı ve dört ay sonra, yani 1 Kasım’da yeni bir seçim yapıldı. Seçimde Ruhsar Demirel, çok az bir oy farkıyla milletvekilliğinden oldu.
***
Yine 7 Haziran seçimlerinde Salih Koca, AK Parti’den milletvekili seçildi. Erken seçime gidildi ve Salih Koca, dört ay sonra yapılacak olan, yani 1 Kasım seçimlerinin milletvekili aday listesinin dışında bırakıldı. Böylelikle milletvekilliğinden oldu.
***
2018 seçimlerinde Nuray Akçasoy, CHP’nin üçüncü sıra adayıydı. Seçimde partiler ve ittifaklar yarıştı. Cumhur İttifakı’nın oyları ile MHP’den Nurullah Sazak milletvekili oldu. CHP iki vekilde kaldı, Akçasoy milletvekili seçilemedi.
***
Örnekleri artırmak mümkün…
Eskişehir siyasetinde, milletvekili olmasına kesin gözle bakılanların çeşitli nedenlerle aday bile olamadığını da, bir şekilde aday olup listelerin seçilebilecek yerlerinde olmalarına rağmen çok az oy farkıyla seçilemeyip direkten döndüğünü de birçok isimde gördük.
***
O yüzden, daha ortada seçim tarihinin yılı bile belli değilken kimlerin vekil olmak istediğiyle ilgili fallar bakılıyor, işkembeden isimler ortaya atılıyor ve Kazım Kurt’a, Ayşe Ünlüce’ye, parasına, kocasına ve hocasına güvenenler alt alta sıralanıyor ya…
Bence yazılıp çizilen bu tür, isimlerin sıralandığı listelere gülüp geçin…
***
Hatta…
Bu listelerde ismi olduğu için havalara giren ve yakında ayna karşısında halka hitap etme alıştırmalarına başlayacak olanlara da bakıp bakıp gülebilirsiniz!
BİR KİLO ET FİYATINA BİR TANE SİMİT!
Yukarıdaki fotoğrafı bir okur göndermiş.
Emekli olduğunun ertesi günü arkadaşlarını toplayıp pikniğe götürmüş.
Piknik alanına gitmeden önce de mangal yapmak için üç kilo et aldığını, etin kilosuna da 20 lira civarında para ödediğini daha dün gibi hatırladığını yazmış.
***
Eskişehir’de simit fiyatına zam geldiğini ve simit fiyatının 20 liraya çıktığını öğrenir öğrenmez önüne yukarıdaki fotoğrafın düştüğünü belirten okur,
“Fotoğrafı görünce, 10 yıl önce bir kilo ete verdiğimiz para ile bugün ancak bir simit alınabileceğini sizinle paylaşmak istedim.”
notunu da fotoğrafa eklemiş.
***
İlginç bulduk, biz de sizlerle paylaşmak istedik…
BU ŞEHRİN TRAFİĞİNDE DÖRTLÜLERİ YAKANA HER ŞEY SERBEST!
Motorlu araçlarda “dörtlü” denilen lambalar var.
Bu dörtlü düğmesine bastığınızda, aracın önünde iki, arkasında iki olmak üzere dört lamba yanıp söner.
Aslında bu dörtlü lambalar, adı üzerinde ikaz lambalarıdır.
***
Ani fren yapılması gereken durumlarda arkadan gelen araçları uyarmak,
***
Araç park edilirken geri geri yanaşırken,
***
Zorlu hava koşullarında ve kaza anında
kullanılması gereken lambalardır.
***
Ama gelin görün ki Eskişehir’de bu dörtlü lambalar, yukarıda saydığımız durumlar için değil de genelde araçlar yolun ortasına getirilip bırakıldığında kullanılıyor!
Sürücüler, ne hikmetse dörtlüleri yaktıklarında araçlarını ikinci sıraya, kavşağın ortasına, yaya geçidi üzerine ve durağın önüne bırakmayı kendilerine hak sayıyor.
Uyarmaya kalksanız, büyük ihtimalle “Dörtlüleri yaktık ya” falan diyecekler!
***
İşin ilginç tarafı ise dörtlü lambaları yakınca, trafiği kilitleme pahasına her yerde durabileceklerini zanneden bu iflah olmaz sürücülerle bir türlü mücadele edilemiyor olması galiba…
ÇOĞUNLUĞUN KARARI…
Hadi biraz da günlük meseleleri bir tarafa bırakıp felsefe ile meşgul olalım, beyin jimnastiği yapalım.
Öğrencisi Sokrat’a sorar: Demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, 100 kişinin oy kullandığı bir yerde 51 kişinin kararına uymak adil ve doğru değil mi?
***
Bu soru üzerine Sokrat ile öğrencisi arasında şöyle bir diyalog geçer:
***
Sokrat: Bilge olmak mı daha zor, cahil olmak mı?
Öğrencisi: Elbette bilge olmak… Bilge olmak için çok kitap okumak, çok çalışmak lazım. Cahil olmak için hiçbir şeye gerek yok.
***
Sokrat: Toplumda cahillerin sayısı mı daha çok, bilgelerin mi?
Öğrencisi: Hiç şüphesiz cahillerin…
***
Sokrat: Bir gemide 100 kişi varsa, geminin nereye gideceğini 99 kişi mi bilir, yoksa kaptan mı?
Öğrencisi: Şüphesiz kaptan bilir…
***
O zaman Sokrat şunu söyler:
Hangi konuda bilgili olup olmadığını bilmeden, sadece çoğunluk oldukları için kararlarını doğru bulmak adil ve doğru olabilir mi?
Hem sen de kabul ettin ki bir toplumda cahillerin sayısı, bilgelerden hep daha çok olur…