Eğer Artvin’de yaşıyorsanız, Kars ve Ardahan’daki iri yapılı boz sığırları yetiştiremezsiniz. Artvin’in köylerinde ve yaylalarındaki dik yamaçlı otlak alanlarında, keçiden ve koyundan biraz daha hacimli siyah “Şavşet malası” ile yetinmek zorundasınız.
Coğrafi bölgelerin yapısını; dağları, vadileri, geçitleri, akarsuları ve denizlerle ilişkileri belirler. Coğrafi konum ve yapı, ulaşılabilirlik ve erişilebilirliğin sınırlarını çizer; alışverişin, zenginliğin üretilmesi ve çoğaltılmasının koşullarını da belirler.
Roma döneminin eyaletleri ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin beylikleri incelendiğinde, benzer coğrafi bütünlük gösterdikleri görülür. İki ayrı imparatorlukta eyalet ve beyliklerin kapsama alanlarının benzerliğine birçok tarihçi dikkat çekmiştir; mekân ile yaşam zenginliği arasındaki etkileşim, etkili bir değişken olarak değerlendirilmiştir.
Coğrafi ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik koşulları; bağlantı, iletişim, rekabet ve iş birliklerinin de belirleyicisi olduğu için, bölge içindeki tüketim kalıplarını, alışveriş biçimlerini, alışveriş kurallarını ve işyerlerinin ölçeklerini de etkiler.
Coğrafi erişilebilirlik; yerleşim bölgesinin dağları, sıra dağları, geçitleri, ovaları, yamaçları, vadileri, su kaynakları, sulama imkânları, toprağın bileşenleri, doğal bitki örtüsü, kültür bitkileri, ürünün yerel ihtiyaçları karşılama durumu, ürün fazlasının başka bölgelere gönderilme olanakları, iklim etkileri, mevsim oluşumları ve sahip olunan yer altı kaynaklarıyla birlikte, maddi ve kültürel zenginlik üretmenin ve insan yaşamını kolaylaştırmanın sınırlarını çizer.
Eğer Artvin’de yaşıyorsanız, Kars ve Ardahan’daki iri boz sığırları yetiştiremezsiniz. Artvin’in köylerinde ve yaylalarındaki dik otlak alanlarında, keçiden ve koyundan biraz daha hacimli siyah “Şavşet malası” ile yetinmek zorundasınız. Süt ve sütlü ürünlerle ilgili Kars ve Ardahan çevrelerinde oluşan mandıra ölçekleri, Artvin ve benzeri alanlar için geçerli değildir.
Bilimi İyonya coğrafyası üretti
Tarım ve hayvancılık işletmeleri gibi, imalat ve hizmet üretimi yapan işletmelerin ölçeklerini de coğrafi erişilebilirlik koşulları belirler.
Coğrafyanın ürettiği bir diğer etken, yerleşim yerinin doğal bitki dokusu ile kültürel bitki çeşitliliğidir.
Bilimin İyonya’da gelişmesini açıklayan bilim insanları; yörenin ovalarındaki toprak zenginliği, deri işlemede kullanılan meşe palamudu, zeytin, incir ve üzüm verimliliğinin yüksekliği ile tarımda ranta el koyan egemenlerin çocukları için iyi öğretmenler tutmalarının etkilerine özellikle vurgu yaparlar.
Bölgesel gelişme farklarını azaltmak için literatürde çok zengin tartışmalar vardır. Eşit olmayan gelişme kuralı gereğince, sanayileşme ülkelerin en uygun yerinden başlayarak, durgun suya atılan taşın yarattığı dalgalar gibi, bir tamamlanmadan ikincisi oluşmaz. Ülkemizde gelişme de, teşvik sistemlerine rağmen, en uygun yer olan İstanbul ve çevresinden başlayarak ilerlemiştir.
Ortak sorumluluk
Bugün iş süreçleri ve iş gücü ihtiyaçlarının farklılaştığını hepimiz görüyor ve biliyoruz. Günümüz teknolojilerinin; iş süreçlerini, iş gücü profillerini, platform yapılarını ve platformlardaki satıcı, alıcı, platform örgütleyicileri, kamu düzenlemesi yapan yetkililer ile diğer destek hizmet üreticileri arasındaki iletişim ve etkileşimi yeniden yapılandırdığı tartışılmaz bir gerçekliktir.
Coğrafi yapının sınırları, sanayi devriminde yollar açılarak, tüneller kazılarak ve hava köprüleri kurularak aşılmıştır. Günümüzde coğrafya; malların, hizmetlerin ve fikirlerin akışında geçmişteki etkisine sahip değildir. Başka bir anlatımla, insanlık coğrafyanın sınırlarını zorlayarak aşabilmiştir; ancak tümüyle yok edememiştir. Eğer edebilseydi, hiçbir ülkede bölgesel gelişme farkından söz etmemiz gerekmezdi.
Küçük işyerleri konusunda fikir üreten, düşünce geliştiren, anlatan, yazan ve kolektif kaynakların tahsisine karar veren herkesin, “coğrafya ile işyeri yapılanması etkileşimini” net bilgiye dönüştürecek bir donanıma sahip olma özeni göstermesi gerekir.
Diyoruz ki; başta KOSGEB gibi birinci derecede sorumlu kurumlar olmak üzere, küçük ölçekli işyerlerinin varlık nedeni olan coğrafi kısıtlardaki değişim ve dönüşüm üzerine kafa yormalarının tam zamanıdır.
Değişen dinamikler
Büyük bir ülkedeyiz. Ülkemizde bölgelerin “değişen dinamiklerini” analiz ederek, küçük ölçekli işyerlerinin konumunu belirlemeliyiz. Bireysel yeteneğe, kaynakların sınırlı olmasına ve coğrafi kısıtlara bağımlılıktaki değişimler; özenle izlenmesi ve gözlenmesi gereken hususlardır.
Bir kez daha tekrar edelim: Net bilgi olmadan kaynak koordinasyonu etkili bir şekilde yapılamaz, odaklanarak verimlilik hedeflerine ulaşılamaz.
Küçük ölçekli işyerlerinin coğrafi dinamikler bağlamındaki yerini belirleme konusunda ihmal tuzaklarına düşmemeliyiz.
Spot 1:
Bölgesel gelişme farklarını azaltmak için literatüre çok sayıda tartışma yansımaktadır. Eşit olmayan gelişme kuralı gereğince, sanayileşme ülkelerin en uygun yerinden başlayarak, durgun suya atılan taşın yarattığı dalgalar gibi, bir tamamlanmadan ikincisi oluşmamaktadır.
Spot 2:
Günümüzde coğrafya, malların, hizmetlerin ve fikirlerin akışının engeli olmaktan uzaklaşmaktadır. Başka bir anlatımla, insanlık coğrafyanın sınırlarını zorlayarak aşabilmekte; yollar açmakta, tüneller kazmakta, hava köprüleri kurmakta; ancak bunu tümüyle yok edememektedir.