“Yapay zekâ balonu olasılığı”

Abone Ol

Yazı yazmanın güçlüklerinden biri, okuyucu ile yazarın kavramlara yüklediği değerlerin farklılığıdır. Yazar, kamu sorumluluğunu hissediyor; ayrıntı bilmeden genel doğruları kavramayacağı bilinciyle hareket ediyorsa, zaman ayırarak gelişen kavramların izini sürmek zorundadır. Düşüncenin çekirdeği olan kavramların bileşenleri ve bağlamları üzerine kafa yormadan doğru düşünce, tutarlı davranış, yararlı bilgi, maddi ve kültürel zenginlik üretilemiyor.

Ortak düşünce gücünün bileşenleri, adlar ve kavramlara yüklediğimiz değerler üzerinde uzlaşmadır.

Kamu sorumluluğu

Günlük yaşamda herkesin kendine göre bir “konfor alanı” vardır. “Akla nazar değmediği” için en kolay işlerden biri “kendimizi kandırmaktır”. Bir şeye sorgulamadan inanma, olup bitenleri o inanca emanet etme, insan doğasının yaygın özelliklerinden biridir. Oysa insanlık adına geliştirilen ne varsa hepsi yanlış yapma, yanlışın üzerine gitme, merakla sorgulama, aklı emanet etmeden bilinmezlerle mücadele etme kararlılığı sonucudur.

Bugünlerde hepimizi derinden etkileyeceği bilinen genel yapay zekâ konusunda bir “balon” olasılığından söz ediliyor. Konunun uzmanları diyorlar ki, 2025 yılında YZ etkinliklerinden 20 milyar dolar gelir sağlandı. Bütün bu gelirin hiç kârı yok; zararı ise 8 milyar doları aşıyor. Önde gelen YZ şirketleri kârlılık hedefi olarak 2030 yılını gösteriyor. YZ alanında öngörülen yatırım tutarı ise astronomik bir rakam: 600 milyar dolar.

Eğer yazan-çizen, TV ekranlarında kamuoyunu bilgilendiren, kuruluş ve kurumlarda karar verenler, siyasi iradede sözü olanlar, bürokraside yer edinenler, sivil toplum inisiyatiflerinde mevki sahibi olanlar arasındaysak aşağıda sıralanan sorunlar konusunda ortak ad, kavram, düşünce ve davranışlara katkımızın ne olduğunu sorgulamalıyız.

Gündemdeki sorunlar

Birincisi, hangi eğilimler öne çıkıyor; bu eğilimler nerede ve nasıl kesişerek geleceği etkiler? Eğilimleri gözlemeden, izlemeden ve değerlendirme yapmadan, geçmişten getirdiğimiz ve bilgi sandığımız malumatlarla kendimizi ve başkalarını kandırırız. İleriye dönük etki yaratmamız için eğilimleri gözleme ve erken uyarı mantığı ile alternatif tepki biçimleri üzerinde düşünmeliyiz.

İkincisi, YZ iş süreçleri ve işgücü profillerini kökten değiştiriyor. Bildiğimiz, alışık olduğumuz ve kolayımıza gelen iş yapma modellerinin varsayımları altüst oluşlar yaşıyor. İş yapma modellerini sürekli sorgulamayan aile babası da, iş yeri sahibi de, medya mensubu da, siyasi irade temsilcisi de, bürokraside yer edinmiş olanlar da geleceği inşa etmeye değer katamıyor.

Üçüncüsü, çok sayıda meslek ve iş piyasadan hızla çekilirken, yeni meslekler ve iş yapma biçimleri de devreye giriyor. İş süreçlerinde “meslek tanımlarını” dert etmeyenlerimizin yaşama kattıkları değer giderek azalıyor.

Dördüncüsü, nasıl bir eğitimin işimizi ve kariyerimizi geliştirmeye katkı yaptığını bilmeden, sürekli kendine yatırım yapmadan geleceği güven altına almak mümkün olmuyor. Hepimiz, işimizi ve aşımızı güven altına almak için nasıl bir eğitime ihtiyacımız olduğu üzerine kafa yormalıyız.

Beşincisi, iş süreçlerinde katmanlar arttıkça karışıklık da artıyor; yetersiz yönetimler de karmaşayı büyütüyor; başta insanımız olmak üzere bütün kaynaklarımızı israf etme gibi sonuçlar oluşabiliyor. Karışıklık ve belirsizlikle başa çıkmak için derin uzmanlık gerektiği kadar, onu da aşarak bağlantısal bütünlükte işimizi analiz etmemiz daha önemli hale geliyor.

Altıncısı, iş süreçlerinde akışların yönü ve hızındaki değişmeler; kesintisiz ve dinamik durum değerlendirmeleriyle yönetim yapmanın önemini artırıyor.

Yedincisi, bilgiye erişebilirlik yetmiyor; analitik düşünme, sorun çözme, yaratıcı yenilik, etkin iletişim, değişmelere hızlı uyum da gerekiyor.

Sekizincisi, “meslek” kavramı üzerinde sürekli analizler yaparak yeni tanımlara ulaşma ve o tanımlara göre arka plan eğitim programlarını canlı ve diri tutma ihtiyacı artıyor.

Dokuzuncusu, kalkınma ve refahı yayma, sermaye birikimi kadar kümülatif bilginin yaygınlaşmasını ve toplumsallaştırılmasını gerektiriyor.

Eskişehir bir üniversite şehri… Kentimizin sözü olan insanları, politik olmadan ama uzun dönemli geleceği yaratacak politikalar üreterek sorunlarımızı çözecek tartışmalar yapmalı. Günümüzün gündeme getirdiği soruları ve sorunları gerekçeli irdelemeleri çok önemli. Gerçek kamu sorumluluğu, tartışmalara katkı yapmayı gerektiriyor.