C.A. Cohen’in 1970’li yıllarda bir makalede gönderme yapılan yazısından “üretim güçleri ve üretim ilişkileri” konusundaki tanımlamaları not etmişim: İnsan doğasının temel özelliklerinden birisi de kendine zorluk çıkarmasıdır. Zorlukları aşmaya odaklanıp, aşınca da güçlendiğini fark etmesi önemlidir. Gücümüz, son tahlilde “maddi” ve “toplumsal” gelişme yaratabilir.
Üretici güç dediğimizde, ögenin kullanılması sonucunda bir ürün ortaya çıkması anlaşılır. Bu ürün araç-gereç olabileceği gibi, metot da olabilir.
Emek gücü, temel üretim güçlerinden biridir.
Üretim sürecinde kullanılan “faydalı bilgi” de üretim gücüdür.
Hammaddeler ve mekânlar da sürece dahil olduklarında ortaya maddi ve kültürel zenginlik çıkabilir.
Üretim güçleri kesintisiz olmasa da büyüme eğilimindedir.
Üretim güçleri, toplumsal yapıdan bağımsızdır; insan doğası ve maddi olgulardan üretilir.
Üretim güçlerinin nicelikleri önemlidir; ama değer üretmek için yeterli değildir.
Üretim güçleri toplumun maddi ihtiyaçlarını oluşturur; toplumsal ilişkiler de toplumsal içeriği belirler.
Üretim ilişkileri, üretici güçler ve bireyler arasındaki etkili güç ilişkileridir; yasal sahiplik ilişkileri değildir.
Başka entelektüeller daha değişik tanımlamalar yapabilir.
Bu yazıda anlatılmak istenen, tanımlara takılıp kalmak değildir. Çin Komünist Partisi’nin “üretim güçleri” arasında “işlenebilir veriyi” koyması, partinin dayandığı ideolojik içeriğe bir ekleme yapmasıdır.
Zihni ve fiziki planda hazır mıyız?
Şu soruyu kendimize yöneltmenin tam zamanıdır: Değişen koşulların üretim ve rekabette öne çıkardığı “veri” konusunda gerekli altyapıyı oluşturma ve veriyi maddi ve kültürel zenginlik üretiminde kullanma konusunda zihni ve fiziki planda hazır mıyız?
“Veriler eksik ve yetersiz” deyip “analizden” kaçırmak; “inanç konforunda” olduğu gibi her şeyi bir “yüce güce havale ederek” akıl disiplininden uzaklaşmakla eş anlamlı olmaz mı?
Çağımızın iş süreçleri ve iş gücü profillerinin etkinlik ve verimlilikleri “veri kalitesine” sıkı sıkıya bağımlı hale geldiyse, hep birlikte “veri bilincinin” neresinde olduğumuzu sorgulamamız gerekmez mi?
Veri teknik olduğu kadar ahlakidir
Hakkında ayrıntılı bilgisine sahip olmadığımız konularda gelişigüzel yargılarda bulunursak, bilerek ve bilmeyerek başkalarına haksızlık edebiliriz. İyi niyetli cehaletle art niyetli ihanetin aynı kapıya çıktığını hepimiz biliriz. İkisi de bizi adalet ve merhametten uzaklaştırır; ucuz yargılar üretmenin ahlaksızlığına sürükler.
Üretim güçleri toplumun maddi ihtiyaçlarını; üretim ilişkileri de toplumu oluşturan bireylerin birbirlerini anlamasını sağlar. Can Yücel’in çevirisini yaptığı şiirde dendiği gibi, “En uzak mesafe iki kafa arasındadır / Birbirini anlamayan” gerçekliğiyle yüzleşiriz.
Yaşadığımız evreni anlamak, dünyamızda olup bitenleri doğru okumak, gelecekle ilgili doğru kararlar üretmek için uygun veri çok temel bir üretim gücüdür. Veri konusunda bilgiye dayalı fikir üretiminden uzaklaşmak, gerçek insan olmaktan da uzaklaşmak olabilir… Günlük telaşlardan uzaklaşarak yaşamımızı etkileyen veri üretimi ve kalitesini artırma konusuna emek ve zaman ayırmalıyız.