Utanmayı unuttuk

Abone Ol

"Girdim ilim meclisine eyledim kıldım talep, dediler ilim geride, illa edep, illa edep” Yunus Emre

Bir köyde imam namaz kıldırırken osurur ve çok utanır. Utancından köyü terk eder... Başka bir köyde imamlık yapmaya başlar. Bu köyde yaklaşık 15 sene imamlık yapar. Bir gün nasılsa beni unutmuşlardır deyip imamlık yaptığı eski köye gitmeye karar verir. Köyün girişine geldiğinde bir çocuk görür. Çocuğa “sen beni tanıyor musun?” diye sorar. Çocuk tanımıyorum der. İmam içinden “iyi beni unutmuşlar” der. Tam giderken iyi de acaba bu çocuk beni hatırlayacak yaşta mı ki, diye düşünüp çocuğa: “Sen kaç yaşındasın?” diye sorar.

Çocuk: “Ben kaç yaşında olduğumu tam bilmiyorum ama annem imam osurduktan 2 ay sonra doğduğumu söylüyor!” İmam utancından yerin dibine geçer.

Utanmak, kişinin yaptığı yanlışın farkında olmasıdır.

Bir insan utanıyorsa bu hatasını düzeltmeye açık olduğunu gösterir. Bugün ahlaksızlığın temelinde ise bu duygunun kaybolması yatıyor. “Utançtan yerin dibine geçtim” deriz. Yerin dibine geçersek kimse bizi görmez ve bu sayede de utancımız azalır diye bir yanlışa daha düşeriz. O zaman şunu sormak gerekmez mi?

Biz utanmayı ne zaman terk ettik? Biz ne zaman bu kadar rahat ve umursamaz hale geldik?