Türk yıldızları

Abone Ol

30 Mart 1918...
Bolşevik kuvvetleri ve Ermeni birlikleri Azerbaycan'a saldırır.
İngiliz'lerin de desteğiyle işgal felaketine uğrar. Çaresiz kalan Azerbaycan, Osmanlı'dan yardım ister.
Fakat Osmanlı da o sıra çok zor durumdadır.  Dört bir yandan kuşatılmış asırlık düşmanlarla boğuşmaktadır.
Buna rağmen Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa komutasında Kafkas İslam Ordusu'nu Azerbaycan'ın imdadına koşturur.
Bu Ordu Hızır gibi yetişir. Azeri kardeşleriyle birleşerek, Bolşevikleri, Ermenileri ve İngilizleri ezip Azerbaycan'ı düşmadan temizler.
Ve 15 Eylül 1918'de Bakü'ye girer.
 Azerbaycan kurtulmuştur.
*
Ne yazık ki Mondros Mütarekesi imzalanır ve diğer birlikler gibi Kafkas İslam Ordusu da lağvedilir.
Bu fırsatı değerlendiren Bolşevikler, Azerbaycan'ı yeniden işgal eder.
Uzun süren bu işgalden sonra tarihi bir fırsat doğar. 1991'den itibaren Sovyetler dağılma sürecine girer.
Diğer milletler gibi Azerbaycan da bağımsızlığını ilan eder.
Yapılan ilk seçimde Ebulfez Elçibey Azerbaycan Cumhurbaşkanı olur.
İlk yurt dışı seyahatini, 24-27 Haziran 1992'de Türkiye'ye yapar.
 Türkiye'de de ilk ziyaretini Anıtkabir'e...
Ve şeref defterine şunları yazar:
"GAYRI SÖYLENECEK BAŞKA SÖZ KALMADI. EN GÜZELİNİ SEN SÖYLEDİN; NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE..."
İMZA:
SENİN ASKERİN EBULFEZ ELÇİBEY
AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI"
*
Fakat Azerbaycan öylesine önemli bir ülkedir ki asla rahat bırakmayacaklardır.
Dışarıdan Rusya ve İran destekli Ermeniler ağır silahlarla saldırıya geçer. İçeriden ise sonu gelmez ihanetler...
Ebulfez Elçibey Türkiye'den acilen yardım ister. Her nedense bütün istekleri cevapsız kalır.
"Hiç olmazsa cephedeki şehit ve yaralılarımızı taşıyacak helikopter verin bari" der; ne yazık ki bu isteği de karşılanmaz.
"Atatürk'ün askeri" Elçibey yapayalnız ve çaresizdir.
Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmı ve kadim vatan toprağı Karabağ elden gider.
Başta Hocalı'da olmak üzere, binlerce Azerbaycan Türk'ü, kadın, çocuk, yaşlı demeden katliama maruz kalır.
Bir milyon kaçgın- göçgün,  o kara kışta perişan olur.
*
Sonraki yıllar...
Zor da olsa Azerbaycan, Türkiye'nin de yardımıyla yaralarını sarmaya çalışır.
Yıl 2001...
Bu sefer de İran tehdidi başlar.
Hazar'ın enerji havzalarında araştırma yapan Azerbaycan'a ait iki gemi, İran jetlerinin tehdit ve tacizine uğrar, bulundukları bölgeden zorla uzaklaştırılır.
İran'ın Bakü'ye karşı bu tehditkâr tutumu Türkiye'yi kızdırır.
Diplomatik yollardan verilen mesaja aldırmayan İran'a, bu sefer askeri yolla bir mesaj vermek zarureti hasıl olur.
Ve nihayet Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu iki günlük Bakü gezisine başlar. Beraberinde "Türk Yıldızları" da gidecektir.
Amaç, Azerbaycan'ın karasularını ve hava sahasını ihlal eden, tehdidi askeri boyuta kadar vardıran İran'a, "bunun kabul edilemez" olduğunu net bir şekilde ifade etmektir.
24 Ağustos 2001,  Bakü Azatlık Meydanı...
Bir milyondan fazla Azerbaycan Türkü gözleri ufuklarda, yüreklere sığmaz bir heyecanla "Türk Yıldız"larını beklemektedir.
Ve nihayet beklenen an gelir; Türk Jetleri Bakü semalarındadır.
Kulakları sağır eden gürültüyle yeri göğü inletirler.
Sevinç ve gururdan ağlayanların, kucaklaşanların haddi hesabı yoktur.
Sonra Hazar Denizi'ne yönelirler. Enerji havzaları üzerinde de uçarlar.
Gerekli mesaj verilmiştir.
*
Azerbaycan ve tüm Türk Dünyası'nın büyük şairi Bahtiyar Vahapzade de oradadır. Ve o tarihi anı şöyle anlatır:
"Öz helal Türk Yıldızlarım
Uçtu benim öz gözümde
Aslan gücü, kaplan azmi
Duydum o gün bileğimde.
Bana parmak gösterene
Öz yerini bellettiler
Onlar Bakü semasına
Yürek resmi resmettiler
Dediler ki: Sizinledir
Daim bizim yüreğimiz
Her aşkımız dileğimiz
Sen ey bana güç gösterip
Bazen beni hedeleyip
Onlar sana gösterdi ki,
Tek değilim dünyada ben
O gün bakıp gökteki yıldızlara
Ben kendimi arkalı bir dağ sayırdım
Sevincimden ağlayırdım
Biz bir daha anlıyorduk
Nedir inam, nedir inat.
 
Ben ağladım sevincimden
Allah, beni ağlatanda böyle ağlat..."
*
V e bu gün...
İkinci büyük Türk Ordusu tarih sahnesine çıkmıştır.
Bu ordu, milletine yakışır bir cehtle, kanıyla, canıyla, bileği ve yüreğiyle işgal edilmiş vatan toprağını düşman işgalinden kurtarmıştır.
Dostu sevindirmiş, düşmanı ürkütmüştür!
Umarım, iki devlet bir milletin, "Bir Devlet Bir Millet" olacağı günler yakındır.
Turan yolunda...