Amerika ve İsrail’in İran’a saldırısını yalnızca kadın düşmanı, gerici, yobaz Mollalar rejiminin devrileceği umuduna indirgeyerek sevinmek büyük resmi görmemek, emperyalizmin kanlı dişlerini fark etmemek ve yanlış değerlendirmelerde bulunmaya yol açabilir. İran’ın nükleer denemeler yapması bahane, Donald Trump’ın “biz saldırmasak onlar bize saldıracaktı” söylemi hayli komiktir. Saldırının asıl amacı Çin’in gerisinde kalmanın verdiği hezeyanlar sonucu İran petrolüne çöküp Çin’in enerji gereksinimini baltalamaktır. Yani sonuç olarak her zaman olduğu gibi ekonomik nedenler ve kapitalizminin tükenişi savaşa yol açmaktadır. Eylem çıkar amaçlı olup kısa yoldan daha fazla olanağa ve paraya sahip olmaktır. Onun için her savaş gibi bu savaş da ahlaksızdır. Trump ise deli falan değil ahlaksızın babasıdır…
“Ahlaksız” nitelemesini hafif bulanlar için İran’ın Minab kentinde bir kız ilkokuluna yönelik saldırıda 165 kız çocuğunun yaşamını yitirdiği anımsatalım da asıl yakışacak sıfatı herkes içinden bulsun. Yitirilen çocuklar için yan yana kazılan mezarların görüntüsü belleğinizden hiç çıkmasın. Tam ders saatinde gerçekleşen, dünya gündeminde şok etkisi yapan bu savaş suçunu kim nerede, nasıl yargılayacak da içimiz soğuyacak? Bir savaş toplu çocuk ölümlerine yol açıyorsa, orada sadece askerî bir çatışma değil, insanlığın ahlaki zeminde çöküşü söz konusudur. Çocuğun ne ideolojisi vardır ne sınırı ne bayrağı… Bu yüzden çocukların ölümü, savaşın “yan etkisi” değil, insan vicdanının ve ahlakının iflasıdır. Zamanımız insan olmaktan utanılacak zamandır. Daha fazla lafa gerek yok! Sözün bittiği yerdeyiz, Bertolt Brecht ile sonlandıralım yazıyı: “Sonra, dost düşman bütün insanlar sustu / Yalnız analar ağladı, dünyanın iki ucunda…”