Tek kitap

Abone Ol

Evrensel düşünce ve bilim dünyasındaki birkaç kırılma noktasından birini oluşturur Kopernik’in “güneş merkezli evren” kuramı. Galileo Galilei’nin 1615 yılında yazdığı ünlü metni “Grand Düşes Christina’ya Mektup”, bilim ve kutsal kitap arasındaki ilişkiyi irdeleyen ve kendisine destek isteyen bir bilim insanın bağımsızlık bildirgesi olarak adlandırılabilir. O dönem pek çok kişinin karşı çıktığı Kopernik’in güneş merkezli evren modelinin fiziksel bir gerçeklik olduğunu, bu açıdan yadsınmasının mümkün olmadığını dile getirir. Ona göre; Dünya’nın veya Güneş’in hareketleri veya sabit durması ne bir inanç meselesidir ne de ahlaka aykırıdır. Gerçeğin tek olmasından dolayı doğa yasası karşısında onu konu edinen kilise değerlerinin hiçbir önemi yoktur. Bu Galileo’nun fizik ile dinin alanı arasında yaptığı ayrımdır. İşte “İncil bir fizik kitabı değildir” diyen Galileo’nun yaptığı bu sınır belirlenimi genellikle modern bilimin başlangıcı olarak kabul edilir… 
Peki bilim niye yapılır? Yaşamı kolay ve anlaşılır kılmak ve insan yararına kullanmak için. Bilimin serüveninin ilk kilometre taşı belki de eski Yunan okullarının kapısında yazan “Biz Yaşam İçin Öğreniriz” cümlesidir. Bunun açıklaması şudur; ne yapıyorsak bu dünya için yapıyoruz, bu dünyayı anlamak için yapıyoruz, bunun ötesinde hiçbir şey için uğraşmıyoruz. Yani öteki dünya işleriyle uğraşmayı başkalarına bırakıyoruz…
Bilimin temel felsefesi nettir: “Dogmalarla işim yok, esas olan değişim, akıl ve bilgidir” der. Peki yaşamı öncelemeyen bilgi, bilgi değil midir? O da elbet bilgidir, onunla uğraşan da mutlaka bilim insanıdır, ancak bir eksiklik söz konusudur. Bilim insanı bilgiyi ne amaçla kullandığının, öğrendiklerinle nasıl yaşaması gerektiğinin ve neyi amaçladığının ayırımını yapabilmelidir. Bilim ile uğraşan biri ben sadece öğrencilere ders veririm ve yapacağım bilimsel çalışmama bakarım gerisi beni ilgilendirmez derse yeterli olur mu? Ülke ve dünya sorunlarından soyutlanmış bir bilim insanı görevini yapmış sayılır mı? “Başka işlerle uğraşma sana verilen görevi yap, her şeye karışma yoksa cezalandırılırsın” düsturu ezberletildi bu topluma yıllarca. Bunu isteyen kurulu düzenin gerçeklikle mi yoksa kendi çıkarıyla mı  ilgisi vardır?.. 
Eskiden Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsünün girişinde “İnsanın Yükselişi” heykeli vardı, sonradan kaldırdılar. Kaidesinde Latince “Timeo Hominem Unius Libri” yazardı. Yani “Tek Kitaplı İnsandan Korkarım” anlamına gelen cümle. Tek kitap derken anlatmak istediği din kitapları değildi, başka fikirlere olan tahammülsüzlüğü, bilgi fukaralığını, sınırlı ve sığ düşünceli olmayı anlatıyordu. Bizim dönemin gençliği çok çekti “tek kitaplı olmaktan”, günümüzde yine belirtileri bolca gözükmeye başladı, dikkat derim!..