“Okumaktan murat ne? Kişi Hakkı bilmektir. Çün okudun bilmezsin. Ha bir
kuru ekmektir.”
Elbette okumanın sınırı yok! Yüksek okulu bitirirsin, devam dersen sonunda Prof.
olur, daha da okuyacağım dersen Ord. Prof. olursun da hakkı-hukuku bilmezsen
bütün çalışmalar “bir kuru emektir” diyor Yunus Emre.
Burada sözü edilen “Hakkı” derken o kişinin hak ettiği payenin veya kazancın
yasalara uygunluğundan da söz ediyor. Bunun yanında “hakkı” yaratıcı olarak da
kullanıyor. Aynı zamanda da hak derken haksız kazanç elde edenlere hırsızlara geçit
verme diyor! Devletin malını kendi malından daha çok koru diyor. Akademik kariyer
yaparken başkalarının tezlerini kendi tezin gibi yutturmaya kalkma diyor. Bir üst
kademeye çıkacağım diye çalışma arkadaşlarının üstüne basıp, onları karalayarak o
makamları elde etme diyor. Hak ederek elde ettiğin makam seni yüceltmez. Senin
şerefin o makamı yüceltir. Kısaca nokta kadar çıkar için virgül kadar eğilme diyor da
anlayana! Biz ve bizi idare edenlere “Yunus Emre der hoca. Gerekse bin var hacca.
Hepsinden iyice bir gönüle girmektir.” Yobazları kızdıran bu dörtlükte: Yunus Emre
hacca gitmeyi yermiyor. Önemli olan hacca git ama o gönüle girebiliyor musun
diyor? Burada sözü edilen gönül Allah’ın tecelli ettiği gönül oluyor. Kısaca tek olan
da birleşebiliyorsan o haccın hac olur diyor. Sizin de okumaktan muradınız bir gönüle
girmekse, o gönül de hak gönlüyse, bize ancak susmak düşer.
Bizim dönemimize gelince; işimiz hangi kişiyle olacaksa onun gönlüne girmek için
her türlü soytarılığı yaparız. Hele de bu gönül liderin gönlüyse, girmek için elimizden
gelenin de üstünde bütün fedakarlıkları yaparız. Lider neye karşı ise bizler de hemen
onun karşı geldiği şeye karşı geliriz. Lider beyaza siyah diyorsa, hemen biz de siyah
deriz. Lidere dokunmanın kutsallığından söz edenlere kızıyoruz, neden mi? Ben niye
bunu düşünmedim, ben niye bu sözü söylemedim diye kendimizi suçluyoruz. Ondan
sonra da “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin ha bu
kuru emektir.” Sözünün ne anlama geldiğini bilmeden papağan gibi söyler dururuz!