Siyaset sabır işidir. Bıkmak değil, ikna ile kazanılır.

Abone Ol

Siyasette herkesin, özellikle de rakip partiden isimleri, söylem ve eylemleri üzerinden eleştirme hakkı vardır.

Ancak...

Siyasette bazen öyle eleştiri cümleleri vardır ki; hedefini değil, cümlenin sahibini anlatır. Aslında “Senden bıktık usandık” da tam öyle bir cümledir.

Şimdi düşünün…

Karşınızda Yılmaz Büyükerşen gibi yarım asırlık bir yerel siyaset figürü var. Adam neredeyse Eskişehir’in “varsayılan ayarı” olmuş. Tramvaydan heykellere, parkların banklarından turizmine ve şehrin hafızasına kadar bir iz bırakmış. Çıkıp “bıktık usandık” deniliyor.

Bu biraz şuna benziyor:

Eskişehir’de biri çıkıp “Porsuk Çayı’ndan sıkıldık, akmasın artık” dese ne kadar ciddiye alınırsa, o kadar.

***

Çünkü mesele “bıkmak” değil, mesele alternatif sunabilmektir.
Vatandaşın kafasındaki soru şu:
“Tamam, bıktınız da… Yerine ne koyuyorsunuz?”

Siyasette “bıktık” cümlesi genelde programı olmayanların sığındığı bir duygu cümlesidir. Bir nevi politik “of ya” hâli. Ama seçmen “of ya” ile değil, “ne var?” ile ilgilenir.

Bir de işin ironik tarafı var:

Seçmen yıllardır sandıkta aynı cevabı veriyor ama bazı siyasetçiler hâlâ soruyu değiştirmek yerine tonu yükseltiyor.

***

Yani seçmen “ben memnunum” dedikçe, siyasetçi “ben daha çok sıkıldım” diye cevap veriyor.

Sonuç?

Ortada bir diyalog yok, karşılıklı iç dökme seansı var.

***

Kısacası…

“Senden bıktık usandık” sözü, rakibi yıpratmaktan çok, söyleyeni yoran bir cümleye dönüşüyor.

***

Çünkü siyaset, sabır işi.

Bıkmakla değil, ikna etmekle kazanılan bir oyun.

ESKİŞEHİR MUTLU DEĞİL...

Eskişehir, yaşanabilir şehirlerin başında gelen bir kent.
Değişik kaynaklar tarafından yapılan “En Yaşanabilir Şehirler” araştırmalarının her birinde çoğunlukla ilk ya da ikinci sırada yer alıyor.

Ancak...

***

“En Yaşanabilir Şehirler” sıralamasında listenin en üstünde yer alan Eskişehir, “En Mutlu Şehirler” endeksi raporlarında listede yer bulamıyor.

Halbuki...

Yaşanabilir bir şehirde bulunan insanların aynı zamanda ve doğal olarak mutlu insanlar olması beklenir, değil mi?

***

Fakat, durum sandığımız gibi değil demek ki...

Bakın geçenlerde, her yıl yayımlanan “Mutlu Şehir Endeksi” raporunun 2025 yılı sonuçları açıklandı.

200 şehir arasında Türkiye'den sadece İstanbul (127), İzmir (143) ve Ankara (198) şehirleri yer alabildi.

***

Söz konusu raporun listesinde Eskişehir yoktu.

Demek ki, “Yaşanabilirlik” ile “Mutluluk”, her ne kadar birbiriyle ilişkili olduğu düşünülse de birbiriyle ayrı kavramlar.

Yukarıda da söz ettiğimiz üzere Eskişehir, yapılan her araştırmada kendisini “En Yaşanabilir Şehir” olarak ispatlamış bir kent...

Fakat...

***

Aynı Eskişehir'in, “Mutlu Şehir” olmayı tam anlamıyla sağlayamamış bir kent olduğu da ortada.

Bu nedenle, “yaşanabilir bir şehir” olan Eskişehir'in bir an önce “mutlu bir şehir” olamayışının nedenlerini tespit edip, bu nedenleri ortadan kaldırması gerekiyor.

***

Şehrin mutlu olmasına engel teşkil eden nedenler, gelir eşitsizliğinden mi kaynaklanıyor, yoksa sosyal uyum zorluğundan mı?

Yoksa...

İyilik hâli yokluğu ya da farkına varamadığımız sosyal izolasyon mu?

***

Ya da...

Yerel yönetimlerin kapsayıcı, çevreci ve inovatif politikalarda zayıf kalması mı, bilemiyorum.

Bildiğim: Mutluluğun önündeki o eksikliklerin bir an önce bulunup giderilmesi ve şehrin gerçekten “Mutlu” bir şehir olmasının yolu açılmalıdır.

***

Zira...

“Mutlu” olunmadıktan sonra sadece “Yaşanabilir” olmak tam olarak bir anlam ifade etmiyor...

Bir şeyler eksik kalıyor...

GÜNDEM GERÇEK OLDUĞUNDA MECLİS DE GERÇEK MECLİS OLUYOR.

AK Parti Büyükşehir Meclis Grubunun, tarifeler konusunda, ESKİ Genel Kurulu’nda alınan kararlar ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu ortaya çıkarması önemli...

***

Açıklamalarında “vatandaşlarımızdan meclis kararına aykırı şekilde tahsil edilen haksız bedeller varsa, bunların iade süreciyle ilgili takvimin açıklanması gerekmektedir” ifadeleri değerli...

***

Büyükşehir Belediye Başkanı Ünlüce'nin “Soruşturma başlatacağım. Sizden gelen bilgiler doğrultusunda inceleme başlatacağım ve gereken yapılacak” açıklaması kıymetli...

***

Mecliste saçma sapan tartışmalar yerine bu ve benzeri gibi vatandaşı ilgilendiren ve mağdur eden konular gündem olduğunda, meclis de gerçek manada bir kurum hüviyetine bürünüyor.