— Eskişehir'de belediye başkanları Yeni Parti'ye geçecek mi?
Sivrihisar dışında bir sıkıntı yok. Geçeceklerini beyan ettiler.
---
— Sivrihisar Belediye Başkanı geçmeyecek mi?
Son yaptığı açıklamada, “Gidenler Erik Dalı oynayarak geri geliyor. Geldiklerinde onları karşılayacak biri lazım.” sözlerinden öyle bir izlenime kapıldım.
---
— Açılan davalar ve soruşturmalar nedeniyle bazı belediye başkanlarının Yeni Parti'ye geçme konusunda tereddüt, daha doğrusu korku yaşadığı, o yüzden süreci akışına bırakarak zaman kazandığı iddia ediliyor.
Vallahi siyaset korkularak yapılmaz. Her şeyin bir bedeli var. Eğer siyasete soyunduysan başına gelebilecekleri de hesap edip bazı şeyleri göze alacaksın. Sonuçta belediye başkanlığı da siyasi bir görev. Seçmenin tercihine gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayamazsın. Korkarak yapılacak bir görev değil...
---
— Nasıl korkmasınlar? Sonuçta bir operasyona bakar ve sonuç cezaevi olur. Tedirgin olmakta, korkmakta haklı değiller mi?
Vallahi sokak hayvanlarıyla ilgili bir sözümden dolayı hakkımda, Gezi olaylarına çağrıda bulunduğum gerekçesiyle dava açıldı. İddianame hazırlandı ve yargılanacağım. Bir ceza almam hâlinde siyasi yasaklı olacağım. Eğer verilen ceza iki yılı bulursa avukatlık mesleğimi yapamaz hâle geleceğim. Ben siyasete girerken bu gibi olaylara maruz kalacağımı öngörmüş ve kabul etmiş biriyim. Korksam benim korkmam gerekir. Korkmuyorum. Onlar da korkmadan siyasi reflekslerini ortaya koymalı.
---
— Genel başkandan bir çağrı geldiğinde belediye başkanlarının Yeni Parti'ye geçeceği konusunda emin misiniz?
Öyle bir çağrı geldiğinde belediye başkanlarımız gereğini yapacaktır. O çağrı geldiğinde en büyük baskıyı işte o zaman ben yapar, “Hepinizi yanımıza bekliyorum.” diye açıklama da yaparım.
Yukarıdaki sözler, Yeni Parti Eskişehir Kurucu İl Başkanı olarak görevlendirildiğini açıklayan Talat Yalaz'a ait...
Yalaz, belediye başkanlarının CHP'den ayrılıp Yeni Parti'ye geleceği konusunda herhangi bir şüphe taşımıyor.
Ancak...
Belediye başkanlarının geçiş konusunda tedirginlik içinde olduğu ve bu yüzden Özgür Özel'in de “Baskı altında oldukları için aynı baskıyı biz de kendilerine yapmayacağız.” sözleriyle rahatlayıp geçiş sürecini zamana bırakma niyetinde oldukları konuşuluyor...
Bu süreç ne kadar uzayacak? Sürecin sonucunda ne olacak? Özel çağrıda bulunduğunda Yeni Parti'ye geçilecek mi? Yoksa başka gerekçeler hasıl olup bugünkü niyetler sürecin sonunda değişecek mi?
Bekleyip göreceğiz...
ESOGÜ REKTÖRLÜĞÜ İÇİN KONUŞULAN İKİ REKTÖR YARDIMCISI...
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde Rektör Kamil Çolak'ın görev süresi doldu.
Cumhurbaşkanının yapacağı yeni rektör ataması öncesinde adayların başvuruları alındı.
50'nin üzerinde rektörlük başvurusu yapılmasının ardından, başvuruda bulunanların mülakatları YÖK tarafından gerçekleştirildi.
---
YÖK'ün, prosedür gereği, müracaat eden adaylar arasından üçünü Cumhurbaşkanına sunması ve Cumhurbaşkanının da bu üç adaydan birini rektör olarak ataması gerekiyor.
Veya Cumhurbaşkanının sürecin yeniden başlatılmasını isteme yetkisi var.
---
YÖK'ün, rektörlük için müracaat eden ve mülakatlarını yaptığı adaylar arasından üç ismi Cumhurbaşkanına sunup sunmadığı bilinmiyor.
Ancak...
Konuşulanlara bakılırsa, dışarıdan bir isim atanmadığı takdirde, Eskişehir'den iki ismin rektörlük için şanslı olduğu ifade ediliyor.
---
Bu iki ismin, ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy ile Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir olduğu, her iki ismin de ortak özelliğinin iktidar cenahında etkisi olan aynı vakfa yakın isimler olmaları olduğu belirtiliyor.
---
Üniversite çevresindeki genel kanaat, yukarıdan daha torpilli, dışarıdan bir isim olmazsa bu iki isimden birinin ESOGÜ rektörü olarak atanmasının kimseyi şaşırtmayacağı yönünde.
Hatta...
İki isimden birinin rektör olarak atanması hâlinde kararın “makul” olarak bile yorumlanacağı konuşuluyor...
BU DAVRANIŞ BANA SAMİMİYETSİZ GELİYOR...
“Butlanı kesinlikle onaylamıyorum, butlan kararını asla desteklemiyorum, butlan kararını doğru bulmam mümkün değil.” diye söze başlayıp ardından “AMA” diye devam eden söylemler bana son derece samimiyetsiz geliyor.
---
Zira...
Bu sözlerle lafa girenlerin, onaylamadıkları, desteklemedikleri, doğru bulmadıkları bir karara rağmen hâlâ orada duruyor olmaları, bu kararla atanan yönetimlerin yanında saf tutmaları ve bunu da gayet rahat sindiriyor olmaları bana tuhaf geliyor...
---
İçlerinden biri çıkıp, “Butlanı onaylıyorum. Birileri bunu hak etmişti. O yüzden de ben butlan yönetiminin tarafındayım arkadaş!” dese vallahi, “Helal olsun. En azından ‘doğru bulmuyorum, onaylamıyorum, desteklemiyorum’ diye lafı geveleyip ‘ama’ diye bahanelere sığınmadan dosdoğru tarafını belirlemiş.” diyeceğim...
---
Fakat gelin görün ki hesapta herkes butlana karşı, hepsi butlanı onaylamıyor, hepsi butlanı doğru bulmuyor ama herkes de butlanın kendisine açacağını düşündüğü siyaset mecrasından ve geçmişin intikamını alma zeminini oluşturmasından olabildiğince mutlu ve mesut!