Hayvan hakları savunucu kimliğini kendime yakıştırmam çok eski yıllara dayanır; bireysel olarak ta, kurumsal olarak ta çabalar dururum can dostu arkadaşlarımla. Başta EHKD derneğinde, sonrasında Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubunda yıllardır o ağızları var, dilleri yok canlar için, onların yaşam hakları için inanılmaz bir özveriyle, gayretle güzel işlere imza attık, etkinlikler düzenledik. Bu köşedeki yazılarım 20 yılı aştı. Kent Konseyindeki “Satın Alma Sahiplen Pati Şenliğimiz”de sayısız patiliye yuva bulduk. Konuyla ilgili, başta belediyelerimiz olmak üzere kurumların kapılarını aşındırdık.
Bu etkinliğimizin şöhreti yurt dışına taştı.
Ve bugün; onca yılın özverisi, çabası bir yasanın ardından gelen bir genelgeyle sıfıra indi gibi. Bizim “Aşıla Kısırlaştır Yerinde Yaşat” kırmızı çizgimize çizik attı o yasa. Artık sokakta, kırda, belde sahipsiz can olmayacak deniliyor o Meclisten kavga dövüş çıkartılan yasayla. Ne olacak peki? Toplanacaklar barınaklara, doğal yaşam merkezlerine götürülecekler. Peki tüm ülkede bu merkezler yeterli sayıda mevcut mu? Değil. Böyle olduğu, toplanan canların çoğunluğunun bir şekilde yok edilmesiyle belli. Yapılanlar yasal mı? Değil elbette.
Geçtiğimiz hafta İçişleri bakanımız, ülke çapında sahipsiz köpeklerin yıl sonuna kadar toplanacağını, bu konuda görevini savsaklayan belediyelere yaptırım uygulanacağını söyledi. Şimdilerde belediyeler daha bir yoğun çabayla o dünyaya gelme konusunda hiçbir istekleri, talepleri olamayan masum canları toplamaya giriştiler ne yazık ki.
Çok klasik bir söz ama başkada bir şey aklıma gelmiyor işte; sözün bittiği yer! Bundan sonra ne yapmalıyız? Benim naçizane önerim, o yasasının geri çekilmeyeceğini, geri adım atmayacaklarını söyleyen yetkili makamların da kararlılığına bakarak; sağ kalan, malum merkezlere toplanan, istiflenen, tecrit edilen canların daha uygun şartlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri adına çaba harcamamız gerektiğidir.
Bunun için de yerel yönetimlerle sıcak temas kurulmalı, barınaklara düzenli ziyaretler yapılmalı, canların kalıcı yuva bulmalarına, doğru düzgün tedavi edilmelerine, iyi beslenme ve barınma şartlarına sahip olmalarına yardımcı olunmalıdır. En azından şimdilik bunu yapmak boynumuzun borcudur. Sonrasına bakacağız, ne derler? “Çıkmadık canda umut vardır!”
Ece Bilgin
21/06/2026