Sevginin, sevgiliyi anmanın günü olur mu?.. Analarımızın, babalarımızın da “günü” var. Onlar ki bizlerin “yaratıcı melekleri” değil mi?.. Uydurulmuş “özel günleri” var diye mi hatırlayıp, anıyoruz onları?
-Sevgi tazelemek gibisinden bir sahtecilikle!..
Sevgi-sevgili dedik. İlki yaradılıştandır, yürüktedir. Anadolu kültürünün “ölümsüz ozanı Yunus’un” dediği gibi;
-Severiz yaratılanı, “yaratandan” ötürü!..
Kainatta ne varsa sevilmeli. Önce yaratılanların en yücesi insanı.. sonra yaratılmış her şeyi… Havayı, toprağı, güneşi en başta.. Sonra bu üçlünün var edip, can verip beslediği;
-Kurdu-kuşu, otu-böceği. Her şeyi, ama yaratılmış her şeyi!..
Sevmek de o “yüce yaratılanda” en önemli özellik olmalı ki, “insan” denilen varlığın yüceliği sözde kalmasın…
***
Sevgi dediğin böyle bir şey.
-Ya sevgili?!?!..
Bizdeki, dünyadaki genel anlayışa bakılırsa öylesine içi boş, boşaltılmış ki;
-Karşı cinsten bir yürek yakanın elini tutmak mı mesela?..
Değil elbette, o sadece insanoğlunun, daha pek canlının doğal duygularıyla beslenmiş iç güdüsü… Masallara, edebiyata konu olan başkaları olsa da “Aslı ile Kerem” gibi mesela, en içteni, en gerçeği;
-Yunus Emre’nin ‘Hak” sevgisi, insanı yaratanından ötürü seveni…
Bir Sevgililer Günün’de baba-oğul buluşması.
Sevgi, sevgili üzerine bu özeti burada kesip başlığımızda konuya;
-Sevgili Naci Gelendost’a…
Buraya kadar adından hiç söz etmediğimize göre “ne alaka?” diyenler olacaktır. Konumuzla dramatik bağlantısını 3-5 sözcükle özetleyelim;
-O, bir Sevgililer Günü’nde veda etmişti sevdiklerine…
Başta saygıdeğer, çilekeş eşi Hamdiye Hanım’a; çocukları Avni, Günay Barış ve Selen’e…
Sonra Meslektaşlarına, dostlarına, arkadaşlarına… Ama bir “dramatik rastlantı” daha var Naci Gelendost’un kader çizgisinde… Epey bir “acele davranıp”, oğlu “Barış”ı yanına çağırmak;
-Hem de yine bir sevgililer gününde…
‘Hop Dedik’ 14 Şubat!..
Naci Abi, bu zamanlarda benim gibi sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen gazeteci kuşağının duayenlerindendir.
-Onlardan bazılarının Ağabeyi, kimilerinin babası!..
Örneğin; gururla “ustam” dediği Avni Gelendost’un biyolojik babası…
Kendi adıma söylemem gerekirse, çıkardığı emekçi gazetesi “Çalışanlar”da bir sendika haberime “ilk imzamı” koyarak mesleğe yüreklendirenlerdendir…
Sayısız “Dost Masaları” bir yana, ikimizin de “ömürlere sığdırdığımız” meslek yaşamımızda bir arada olamadık. Ancak; düşünüyorum da kendine özgü yazı tarzından bir şeyler araklamışım!..
-Hop Dedik’lerimiz onunkiler kadar etkili olmasa da!..
Şubat’ın ilk gününden bu yana meslek ustalarımızı anmak da benim kader çizgimin bir parçası..
Mehmet Aktop dedik, yanına İrfan Uğurluel’i ekledik, Nihayet bir gün gecikmeli olarak;
-Naci Gelendost ile Şubat’ın 14’üne ulaşıp noktaladık…
Onların gıyabında Feyyaz (Arsezen) Baba’mızı unutmadan, Sevgililer Günü’ne ulaşamayan tüm ustalara sevgiyle, saygıyla…