Polis dayağı ve kadın hırsızlar

Abone Ol

80’li yılların sonlarıydı. Mesleğe yeni başlamıştık. Adliye ve emniyet muhabirliği yapıyorduk…

………..

O zamanlar polis dayağı meşhurdu. Bir dayak olayı da gözlerimizin önünde yaşanmıştı…

……………

Hırsızlık masasının amiri, saçlarından tuttuğu yankesici kadına önce “Ben seni bir daha Eskişehir’de görmeyeceğim demedim mi?” diyerek bağırmış…

……….

Sonra kafasını duvara çarpmıştı…

…………..

Bu nedenle yankesici kadınlar polisten korkardı…

……..

Dayaktan kurtulmak için de hamile kalırlardı…

…………

Çünkü hamile kadına polis pek dokunamazdı…

……….

Aradan yıllar geçmiş…

……….

Hırsız ve yankesici kadınlar hâlâ hamile kalmaya devam ediyorlar…

…………

Yok, bu kez polis dayağından kurtulmak için değil…

………..

Cezaevinden çıkmak için bunu yapıyorlar…

…….

Çünkü yasalar, küçük yaşta çocuğu olan kadınlara böyle bir hak veriyor…

…………

Çocuğu düşünerek annenin cezasını erteleyip, onu hapisten çıkartıyor…

……….

Geçtiğimiz yıl adliye önünde bunun canlı örneği yaşanmıştı…

………..

Hırsızlıktan yakalanan üç kadın, adliye önüne gelince…

……….

Yakınları, yanlarında bulunan çocukları hırsız kadınlara vermişlerdi…

…………..

Çocuklardan ikisi 2-3 yaşlarındaydı…

…………..

Diğeri ise kundaktaydı…

………..

Yavru henüz kundaktayken adliye ile tanışmıştı…

…………..

Kadınlar ise serbest kalmışlardı…

……….

Bugün 23 Nisan, çocukların bayramı…

…………….

Ama o çocuklar için bayram yok…

MEMLEKETİ IŞIĞA
BOĞACAK SİZLERSİNİZ

“Küçük hanımlar, küçük beyler!
…………
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız…
…………
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz…
………..
Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz…”
……….

Yukarıdaki sözler Atatürk’e ait…
………

1922 yılında Bursa’yı ziyareti sırasında kendisini karşılayan çocuklara böyle seslenmiş…
………..

Ve onlara bu büyük bayramı hediye etmiş…
………

Bütün çocukların günü kutlu olsun…

TEMEL’İN KÖŞESİ

BALIK

Temel balık avlıyormuş. Yakaladığı kocaman balıkları önce eline alıyor bakıyor, sonra suya atıyormuş. Yanındakiler dayanamayıp, ‘Balıkları niye denize atıyorsun?’ diye sormuşlar. Temel cevap vermiş ‘Tavam küçük…’