Platon ve idealar dünyası

Abone Ol

Bir önceki yazıda hazır başlamışken Platon’un dünyasını kurcalamaya bugün de devam edelim. Platon’u felsefe tarihinin en önemli düşünürlerinden biri hâline getiren şey; olan bitenin değil olmayacak işlerin ya da olması gerekenlerin peşinden koşması sonucu yarattığı idealist felsefedir. Platon’un “idealar” kavramı, onun felsefesinin temel taşlarından biridir. Platon’a göre, duyularla algıladığımız maddi dünya, gerçekliğin yalnızca bir yansımasıdır; asıl gerçeklik, değişmeyen ve mükemmel olan idealar dünyasında bulunur. İdealar, her nesnenin ve kavramın mükemmel, değişmez ve evrensel formlarıdır. Günlük hayatta gördüğümüz her şey, ideaların bu dünyadaki eksik ve geçici taklitleridir. Örneğin, gördüğümüz bir masa, “masa” ideasının yalnızca bir kopyasıdır. Platon’a göre insan ruhu, gerçek bilgiye ancak akıl yoluyla bu idealar dünyasına ulaşarak sahip olabilir. Görünen ile gerçek arasındaki ayırımı böylece keskinleştirir. Ona göre duyularla algıladığımız dünya geçici ve eksiktir. Bu durumda şöyle bir soru karşımıza çıkar; gördüğüm şey gerçek mi yoksa gerçekliğin ardındaki anlam mı? Platon insanın ne düşüneceğini değil nasıl düşünmesi gerektiğini anlatmaya çalışır. Ve bu durum iki bin yıldır geçerliliğini korumaktadır…
Aristoteles, “Metafizik” adlı eserinin bir bölümünde Platon sisteminin eleştirisini yapar: “İdealar kuramının savunucuları (burada açıkça Platon’u kastediyor), bu kurama Herakleitosçu öğretinin doğruluğuna ikna oldukları için yönelmişlerdir. Bu öğretiye göre duyulur (beş duyumuzla algılanan) olan şeylerin tümü sürekli bir oluş ve yok oluş hâlinde, yani akış içindedir. Buna göre bilgi ya da düşünme bir nesneye sahip olacaksa, duyulur olanlardan ayrı ve kalıcı başka birtakım varlıkların bulunması gerekir; zira akış hâlinde bulunan şeyler hakkında bilgi mümkün değildir.” Burada Aristoteles Platon’un yaşadığımız dünyada duyularımızla algıladığımız nesnelerin gerçekliğinin olmadığını, hemen her şeyin saf, gerçek ve mükemmel hâlinin bulunduğu başka bir âlemin varlığını kabul ettiğini söyler. İşte orası idealar âlemidir. Onun bu yaklaşımı din açısından da bir etki yaratmış, kurulmasında ve yayılmasında rol oynadığı varsayılan Hristiyanlığın babası sayılmıştır. Platon’un her şey düşüncede başlar söyleminin aşka dair yansımaları da oluşmuştur. İnsanlığın dilinde “Platonik aşk” diye bir deyim vardır. Kişi sırılsıklam aşıktır ama âşık olduğu karşı tarafın bu durumdan haberi bile yoktur. Karşıt tarafta materyalistlerin sıkı eleştirisini alsa da Platon’a günümüzde bile geçerliliğini sürdüren felsefi kuramlar yarattığı için ancak saygı duyulabilir…