Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır…
………..
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ona gidip talebini iletir…
…………..
Gerçekten de reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir…
………….
Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım. Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” der…
……………
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler gezer…
…………..
Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama takati kesilir…
………..
Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar…
………….
Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
………..
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden olmuştur…
……….
Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler…
………..
Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!’
………….
Tolstoy’un ‘İnsan ne ile yaşar?’ adlı kitabında yer alan bu hikayeyi severiz…
……………..
Zira açgözlülüğü ve ölümü anlatır…
……………..
Şimdi bakıyoruz, polis uyuşturucu çetesinin başı çıkıyor…
…………….
Savcının bu çetenin baronu olduğu anlaşıyor…
………….
Hipokrat yemini etmiş doktorlar rüşvet alırken yakalanıyor…
………..
Ve dün gazetelerde bir haber: ‘Casperlar Çetesi’nin devletteki köstebekleri yakalandı…
……….
17 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler arasında 9 polis memuru, bir zabıt katibi ve gümrük muhafaza memuru bulunuyor…’
………….
Para hırsı insanları çirkinleştiriyor…
…………….
Ve bunu iki karış toprak için yapıyor…
……………………
SOSYAL MEDYA ADALET
-Saçmalama Sebastian, elbette yeryüzünde adalet var…
- Bence yok efendim…
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü…
……………..
- Saçmalama Sebastian! o fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi…
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim…
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim…
………….
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim…
- Sen delirmiş olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin…
……….
-Hangi tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
(Pis Moruğun Notları…Charles Bukowski)
………………..
GÜNÜN SÖZÜ
……………………
TEMEL’İN KÖŞESİ
AMİRAL
Temel zilzurna sarhoş bir şekilde Otel kapısına gelir, kapıda gördüğü apoletli, sırmalı üniformalı adama seslenir:
- Heeey!, bana bir taksi çağır! Adam hiddetli bir şekilde:
- Ben kapıcı değilim, Amiralim!..
Temel ‘ Öyleyse bana bir gemi çağır!