"Örgüt iradesinin olmadığı hiçbir yerde olmam"

Abone Ol

“Kılıçdaroğlu'nun Eskişehir'deki il başkanı mı oluyorsun?” diye takıldık telefonda Erman Gölet'e...

“Sen de mi bunu soruyorsun şimdi?” diye soruya soruyla karşılık verdi...

“Görünüşe bakılırsa başkaları da soruyor galiba?” dediğimizde ise tanıdık tanımadık önüne gelenin aynı soruyu sorduğunu, bu işten artık fazlasıyla rahatsızlık duymaya başladığını söyledi.

---

Sadede, yani soruya gelmesini istediğimizde ise önce hayatı boyunca siyaseti koltuk pazarlıklarıyla değil; parti içi demokrasi, emek ve mücadele anlayışıyla yaptığını belirtti, ardından da “Tepeden inme adaylara, dayatmalara, birilerinin himayesiyle güç devşirdiğini sananlara, parayla siyasi mevki satın almaya çalışanlara ve her türlü haksızlığa, siyasi kariyerimi riske atma pahasına karşı durdum.” dedi.

---

Bu yöndeki tavrına bütün Eskişehir'in ve siyaset çevresinin şahit olduğunu söylüyor Erman Gölet...

“2009 seçimleri öncesinde ‘CHP'den istifa et, DSP'ye gel ve Odunpazarı belediye başkan adayımız ol’ teklifinin tarafıma bizzat yapıldığını bilmeyen yok. Ben o gün o teklifi kabul etseydim, o seçimde belediye başkanıydım. Kabul etmedim. İlkelerim, birilerinin bahşettiği o makamı içime sindiremez, kendi kızıma bile bu durumu izah edemezdim. CHP'de kaldım, kazanma şansım düşük olmasına rağmen CHP'nin Odunpazarı adayı oldum. Beni ‘İstifa et, DSP'ye gel, seni aday yapalım’ diye çağıranlar daha sonra topluca CHP'ye geldiler. Ben baraj altında kalındığında da bu partideydim, 11 seçim kaybedildiğinde de, birinci parti olunduğunda da bu partideydim. Gitmedim, gelmedim, savrulmadım. Haksızlığa uğradığım da oldu ama kendimce hep doğru bildiğim yerde, CHP'de durdum. O yüzden kimse benim CHP'liliğimi sorgulayamaz. CHP'nin zarar göreceği en ufak bir olayın içinde asla olmam.” diyor.

---

Parti içinde kendisinin de hataları ve yanlışları olup olmadığını soruyoruz bu kez Erman Gölet'e...

“Olmuştur elbette ama bana yapılan haksızlıkların, hataların ve yanlışların yanında benimkiler çok küçük kalır.” cevabını veriyor.

---

Konuyu tekrar ilk başta sorduğumuz soruya getirip, butlan kararı ile genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu yönetimini destekleyip desteklemediğini açık açık soruyoruz.

Net cevap veriyor:

“Örgütün iradesiyle değil, kulislerle ve güç odaklarının desteğiyle koltuk elde etmeye çalışan bir anlayışı desteklememi beklemek, en hafif ifadeyle siyasi hafızasızlıktır.”

---

Kılıçdaroğlu cephesinden kendisine Eskişehir'de görev üstlenmesi için yapılan herhangi bir teklif gelip gelmediğini soruyoruz.

“Yoklayanlar olmadı değil hani.” diyor.

Onlara ne cevap verdiğini sorduğumuzda ise Cumhuriyet Halk Partisinin; arkasına aldığı güçten, ilişkilerden ve imkânlardan medet umanlardan, tüm siyasi kariyerini birilerinin iki dudağı arasına teslim edenlerden çok daha büyük olduğunu söyleyip “Bu partinin gerçek sahibi örgüttür, iradedir ve mücadele edenlerdir. Benim yanım halkın yanıdır, dedim.” diyor.

---

Gölet'in söylediklerinden çıkarttığımız: Kılıçdaroğlu'nun partinin başına geliş şeklini ve yöntemini onaylamıyor. Butlan yönetiminin parti örgütünde de halkta da karşılığı olmadığını, örgütün iradesi dışında oluşan bir yönetimin yanında ve yakınında olmanın bugüne kadar savunduğu ilkeler ve siyaset anlayışıyla da bağdaşmayacağını düşünüyor.

Kendisine yönelik tam tersi yakıştırmalara gelince:

Buna da bir anlam vermediğini söylüyor.

NELERİ UNUTTURDU?

CHP'ye ilişkin olası butlan kararı, günlerdir siyasetin ana gündemi.

Ancak bu tartışmanın gölgesinde kalan asıl meseleler var: hayat pahalılığı, yüksek kiralar, işsizlik, gençlerin gelecek kaygısı, deprem hazırlıkları, eğitim sorunları.

Siyasi krizler elbette önemlidir.

Fakat vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen ekonomik ve sosyal sorunlar gündemin arka sıralarına itildiğinde, toplum gerçek önceliklerini konuşma fırsatını kaybediyor.

Asıl soru şu: Bugün en çok tartıştığımız konu, gerçekten en büyük sorunumuz mu?

En büyük sorunun bu olmadığı açık seçik ortada.

Ama birilerinin toplumun önüne attığı konunun, en büyük sorunmuş gibi konuşulup tartışılmasını istediği gerçeği de ortada...