“Hayali olmayan toplum yarınsızdır.”
Bir hastane odası ve iki kişilik bir oda.
Yataklardan biri pencere kenarında.
Diğeri ise pencere görmeyen tarafta yatmaktadır.
Pencereden uzak hasta kör ve ağır akciğer hastasıdır.
Pencere kenarındaki hasta kanserdir ama, konuşkandır.
Diğer hasta ise pek konuşmaz.
Pencere kenarındaki hasta uzun uğraş sonrası diğer hastayı konuşturmayı başarır.
Hastalar önce ailelerinden söz ederler.
Günler geçtikçe pencere tarafındaki hastanın sohbeti sayesinde kör olan hasta huzur bulmuştur.
Pencere kenarındaki hasta hemşireden pencereyi açmasını ve kendisini pencereyi görecek şekilde yatakta oturtulmasını ister. Hemşire sadece bir saat izin verebilirim der.
Pencere kenarındaki hasta diğer hastaya pencereden gördüğü güzellikleri anlatır.
Harika bir doğa ve ağaçlar görebiliyorum der.
İnanır mısın? Büyük bir göl ve park var der.
Kör olan her gün anlatılanları mutlulukla dinler.
Diğer hasta o bir saatlik pencere anını mutlulukla bekler.
Bir gün hemşire kontrol için gelir.
Pencere tarafındaki hastanın huzur içinde vefat ettiğini görür. Diğer kör hastanın yanına yeni bir hasta gelir.
Kör olan hasta yeni gelen hastaya sorar.
“Çok şanslısın, pencereden harika manzarayı izliyorsun.” Dediğinde diğer hasta.
“Ne manzarası dostum?
Sadece büyük bir duvara bakıyor bu pencere!”