Hastanelerimiz dedim, kendimce haklıyım. “Devlet Hastanesi” dedim, o tanımda da haklıyım!.. Ne var ki;
O tanımlama bugün için geçerli değil!..
Bugün için geçerli olmak üzere “Hastanelerimiz” üzerine okurlarımı bilgilendirmek üzere, nostalji ile karışık onlara ilişkin bilgiler vermek üzere notlarım olacak. Esinlenme nedeni ise önceki günkü gazetemizde meslektaşlarım Murat Taşkın ve Çağlar Özyazıcı’nın yazıları. İkisi de yakın yıllarda yıkılan Devlet Hastanesi’nin epey uzun zamandır “boş arsa stoku” olarak bekleyen alanının özelleştirme kapsamında satışa çıkarılacak olması…
İki meslektaşımız da hükümetimizin, daha doğrusu “baş karar verici” Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın Resmî Gazete’de yayımlanan kararnamesini eleştirmekteler, haklı olarak… Özetle;
Yıkılan Devlet Hastanesi’nin yerine yeniden hastane yapılması!..
Büyüyen şehrin yeni bir sağlık kuruluşuna ihtiyaç duyması…
Milletten devlete, sigortaya…
Eskişehir’in hastane anlamında ilk sağlık kuruluşu, bugün de İl Sağlık Müdürlüğüne tahsisli eski “Millet Hastanesi”dir. Kesin olmamakla birlikte Cumhuriyet’in ilk 10-15 yılında yapıldığını düşünüyorum. Resmî adı “Devlet Hastanesi” olarak mı anılıyordu, emin değilim. Ama halk arasında adı “Millet Hastanesi” olarak geçmekteydi. Yedi-sekiz yaşlarında bir çocuk olarak babaannem ve annem, şarbon (yanıkara) hastalığı nedeniyle orada tedavi olmuşlardı.
Millet Hastanesi’nin geçmişine ilişkin bana ait bir anekdot:
Sakarya’da 1969 tarihinde rahmetli Başbakan Süleyman Demirel ile yaptığım ayaküstü söyleşi sonunda merhum milletvekilimiz Seyfi Öztürk’ten de bir müjdeyi haberime eklemiştim:
“- Hüsnü Bey, Millet Hastanesi yıkılacak, yerine çok katlı bir sıcak suyla tedavi tesisi yapacağız.”
Sonradan haberi takip etmiş, yine Seyfi Bey’den “olmazlığını” öğrenmiştim. Çünkü hastanenin arsası bir hayırsever tarafından “Hastane dışında bir şey yapılamaz” şartlı bağışı gereği vazgeçilmişti.
Şehri bozacak sureti anlamında iyi de olmuştu!..
Ondan önce üç hastanemiz daha var ama buraya eski SSK Hastanesi’ni de sıkıştırayım. Ortaokul öğrencisi olarak açılış törenini de takip ettiğim hastane, 1958’de Başvekil merhum Adnan Menderes tarafından açılmıştı. Zamanın şartlarına göre hayli büyük yatak kapasitesine sahip modern bir sağlık kuruluşuydu. Yakın geçmişte orası da yıkıldı. Geniş arsasına yenisi yapıldı.
Dahası da vardı…
Hangisi daha önce, hangisi sonradan yapıldı ve hizmete girdi bilemiyorum. İkisi de Eskişehir’in sosyal yapısına damga vurmuş iki kuruluşa ait iki sağlık kuruluşu:
Hava Hastanesi ve Demiryolu Hastanesi!..
Hava Hastanesi, zamanın şartlarında hayli heybetli bir yapıydı. Hatırlıyorum; Eskişehirliler arasında anılan adı “Bin Yataklı Hastane”ydi. Öncelikle havacı askerlerimizin tedavilerine tahsisliydi. Pilot adaylarının da tepeden tırnağa “elverişlidir” raporları buradan verilirdi. Şimdi eski SSK, yeni Yunus Emre Hastanesi’ne bağlı bir ünite olarak hizmet vermekte.
Bir diğeri TCDD işletmesi tarafından yaptırılan “Demiryolları Hastanesi”dir. Uzunca bir süredir de Sağlık Bakanlığına bağlı olarak çalıştı. Bir ara Kadın Hastalıkları ve Doğumevi olarak Eskişehirlilere hizmet verdi.
Daha da ayrıntılı bilgiler var ama onlar bir başka yazıya umarım. Son sözüm:
Eskişehir kamuoyunun ortak dileğine ve arkadaşlarımın eleştirilerine tercüman olarak, yıkılan eski Devlet Hastanesi arsasına yeni bir sağlık kuruluşu yapılmalı derim.
Not: Aynı bölgede yıkılan “Verem Hastanesi”nin hikâyesi ayrı bir yazıda…
Prof. Dr. Hikmet Hassa’nın kitabı
Yakın geçmişte gazeteye kargo ile gönderilen bir kitap geçti elime. Açıkçası; uzun yıllardır tanıdığım, “ailemizin doktoru” diyebileceğim saygın tıp adamlarımızdan Kadın Doğum Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Hikmet Hassa imzalı kitap sürpriz oldu benim için.
Sohbetlerimizde o kadar akıcı bir dille konuşuyor, kelime atlamaksızın dinletiyordu karşısındakine. Hem konuşmasındaki ilginç anıları anlatıyor hem de söylediklerinde kullandığı akıcı Türkçe ilgi çekiyordu.
Bu söyleşilerimizin birinde, “Hikmet Bey, bunları bir kitapta okurlarla paylaşsan” demişim!..
O da önerimi kırmamış anlaşılan! Dolu dolu bir kitapla çıkıverdi Eskişehirlilerin karşısına. Kitaba ilişkin gözlemlerimi daha sonra paylaşacağım. Bir konuyu unutmadan;
Bugün sevgili dostumun Adımlar Kitabevi’nde imza günü var. Saat 15.00’te kendisini tanıyan tanımayan (çok azdır da) Eskişehirli dostlarını bekliyor.