Eskişehir Büyükşehir Kent konseyi Hayvan Hakları Grubumuzun kuruluşu –13 yıl oldu- ve hiç aksamadan, durmadan etkinliklerle yıllardır devam edişi gerçekten de tebrik edilmesi gereken bir durum. Bunu sadece kentimiz değil diğer illerdeki can savunucuları da sıklıkla dillendirmekteler. Kentimize, “hayaldi gerçek oldu” denilebilecek çok güzellikler getirdik canlarımız adına. Başta belediyelerimizle olmak üzere ilgili kurumlarla sürekli bağlantı halinde olduk, sessiz canlarımızın sesleri olduk.
Kentimizin hemen her mahallesinde Kent Konseyi logolu köpek kulübelerimiz yer aldı, pandeminin sıkıntılı günlerinde belediyelerimiz sokak canlarına kuru mama bütçesi ayırdı, sonrasında da bu destek büyükşehir belediyesi olarak kış aylarında da devam etti.
Çalışma grup üyesi, güzel yürekli, gerçek can dostu arkadaşlarımızla sayısı 10’u geçen “Satın Alma Sahiplen Pati Şenliğine” imza attık, etkinliğimizin şöhreti yurt dışına taşındı. Burada belediye barınaklarından gelen sahipsiz yavru kedilere, köpeklere sıcak yuvalar bulundu.
Çok eski bir geçmişi olan, benim de yönetiminde olduğum EHKD(Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği) ile de ortak çalışmalara, fikir teatilerine devam ettik. Kırmadan, yıkmadan, onlar için en iyi olabilecek, yapılabilecek her şeyin peşine düştük. Eksiklerimiz olmuş olabilir, bürokrasinin acımasızlığına takılan, yasaların yetersizliğinde boğulan davalarımız ne yazık ki olmuş olabilir.
Ama olmasaydık, böylesine sımsıkı kenetlenmeseydik zamanımızı, nakdimizi, fikrimizi vermeseydik ne olurdu, bunca kat edilen yol alınmazdı diye de düşünmek gerek diyorum.
Çalışma grubumuzda hemen her semtten, kırsal bölgelerden üyelerimiz bulunmakta. Bunlardan birisiyle yakın zamanda sohbet ederken, beni çok üzen şeyler anlattı: İlgili yerin ismi bende kalsın, bu arkadaşımız yıllardır o bölgede canlara kol kanat gerer, beslenmelerini, ilgili belediyeyle ortak sağlık sorunlarını, kısırlaştırılmalarını organize eder. İşte, yerel hayvan koruma kartı da olan bu arkadaşımıza, aslında hayvanların yanında olması gereken bir kurum görevlisi, “sen niye burada onları doyuruyorsun, git şehirde besleme yap” demiş. Belli ki bizler bilememişiz(!), kırsalda canlar açlık, susuzluk çekmiyormuş.
Başka bir olay, bu kez de şehrin göbeğinde, yıllardır canları besleyen, özveriyle tedavilerini yaptıran bir arkadaşımıza, kedilere mama verdiği için sözlü ve fiili taciz olmuş. Doğal olarak kendisi hayvan polisini(HAYDİ) aramış; oradan gelen görevli memurlarsa arkadaşımızın yanında olacaklarına o tacizcileri koruyup, “sen neden burada kedilere mama veriyorsun” demiş. Mama koyduğu yerlerse belediyenin kaldırımı ve temiz küçük tabaklarda sadece kuru mama bırakıyormuş.
Şimdi haklı olarak soruyoruz! Biz sokak canlarını nerde besleyeceğiz? Köydeki şehirde diyor, şehirdekilerse “koyma buraya mama” diyor. Bunları söyleyenler de sokaktaki insanlar değil, bizim medet umduğumuz, yasanın hayvan haklarını koruması için görev verdiği kişiler.
Ama bizler haklı mücadelemizden asla yılmayacak, vazgeçmeyeceğiz. Sahipsiz sokak canlarını besleme hakkımızı sonuna kadar savunacağız.