NASIL BİR ÜLKEYİZ

Abone Ol


Aslıda, dünkü yazımızdaki başlığa, devamı niteliğinde (2) koyar devam edebilirdim. Yazının sonundaki notumuza da gönderme yaparsak, yanlış da olmazdı. Yine de o başlığın “nasıl bir dünyada” bölümünü atıp, son bölümünü bırakmayı uygun bulduk.

Dünya’daki “seçme-saçmaları” özetlediğimize göre, sıra ülkemdekilere gelmiş olmalı.

Ülke deyince en azından bende, üzerinde yaşadığımız toprakların coğrafyası gelir… -Taşı-toprağı, ovası-dağı, denizi-akarsuyu, köyü-kenti gibi…

O pencereden bakıldığında, yeri geldiğinde mutlulukla tekrarladığımız gibi, orta karar bir cennet!.. Daha bir ufuk açarsak, dünya da öyle… Ama bir şeyi hep unuturuz;

-Dünyayı, onun sınırlarla dilimlenmiş yurtlukları, öteki alemde bize vaat edilen cennete dönüştürenler, ya da cehenneme çevirenler de o topraklarda yaşayan bizler, insanlar. Bu düşüncemi yeri geldikçe kendi yaşadığım çevreye uyarlayarak, biraz da övünerek tekrarlayan da benim;

-Yaşadığımız yöreleri her anlamda yaşanabilir hale getirenler, içinde yaşayanlardır. Aynen bizim kent Eskişehir örneğindeki gibi!..

***

Anadolu yarımadası ve Trakya’dan oluşan bu yurt parçasının, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının armağanı olduğunu hiç unutmamamız gerekiyor. Kurduğu Cumhuriyet, yaptığı devrimler gelecekte o topraklardan gelip geçecek “Türkiye Cumhuriyet’i yurttaşlarının” mutlu bir ömür sürmeleri içindi.

Hiç düşünemezdim ama, gele-gele geldik bir kara taşa!.. Çarptıkça başımızı kanattığımız, sakındıkça vicdanları sızlattığımız bir sürecin içinde buluverdik kendimizi;

-Atatürk’ü unutturmak ve yok saymak süreci!..

Memalik-i Osmanlı’da bir padişah!..

Bu amaç doğrultusunda sürdürülen “karşı devrim” harekatı içinde olanların son marifetini öğrendim;

-TBBM takviminde Atatürk fotoğrafına yer yok!..

Kaç yapraktır, kimler var kimler yok bilmiyorum. Haberde buna ilişkin bilgiler de yok. Sadece bir yaprağının fotoğrafı var;

-Abdülmecid Han hazretleri!...

Özellikle “Hattat Padişah” notunu görünce, sanatsal (!) yönüne meraklanıp, araştırdım. Daha ilk sayfada Murat Bardakçı’nın ilgili yazısının başlığını görünce çarpıldım;

-25 karılı, 43 çocuklu padişah!..

Saltanatı 22 yıl, ömrü 39 yıl sürüyor!.. Memalik-i Osmanlı’ya yaptığı hizmete ve yarattığı berekete bakar mısınız?..

Atatürk’ün Cumhuriyet’ini, Osmanlı’nın Padişah yönetimine devşirmeye çalışanlara “kapak olsun” diyeceğim de, anlamazlar ki!.. Anlasalar;

-Abdülmecid Han’ı “Türkiye Büyük Millet Meclisi” takvimine kapak yaparlar mıydı?!?!..

Padişahım sen çok…

Keşke şeytana uyup, hazretin “meşrebini ve hizmetini” araştırmaya kalkışmasaydım!.. Yazının akışıyla birlikte hazrete epey satır harcamış olduk. Dolayısıyla, kafamızdaki son “seçme-saçmalar”dan, kanımıza dokunan bir tekine yer vermek zorunda kaldık.

Olsun, onlar bitip tükenecek gibi değil memletimde. Diğer yandan da “iyi de oldu” tesellisi var. Hiç değil;Atatürk ve kurduğu Cumhuriyet’e yönelik karşı devrim harekatının hangi noktaya ulaşmış olduğunu örenme fırsatı bulduk…

Bir de yurtları, yurt yapanların o topraklarda yaşayan insan varlığının kültürel yapılarının önemini…

Ekleyip, bitirelim;

-Sen çok yaşayamayacaksın Padişahım!!