Canlıların kendini ifade etmelerinin değişik yolları var. Dil ve anlatım, kendini ifade etmede insanoğlunun çok ilerlediği alanlardan biri. Yüksek sesle bağırmadan tutun da, yanık bir sesle söylenen türkülere kadar kendimizi anlatmaya, ötekiyle ilişki kurmaya çalıştığımız manzum anlatım da önemli kültür taşıyıcısıdır.
Atalarımız akıl süzgecinden geçirerek, “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” demiş. Yunus Emre’nin anlatımıyla “sözü pişirerek” söyleme yüzümüzü ağ eder.
Arşivimin bir kıyısında duran 6 dörtlükten oluşan bir “manzum dertleşmeyi” burada paylaşmak istiyorum. Umarım benim zihnimdeki çağrıları, sizin zihin dünyasında daha çeşitlenir ve zenginleşir.
01
Dağları delecek güçler gördüm kendimde
Yaşım gençti o zaman vücudum çok zinde
Sekseni aşınca ömür denen yolculuk
Mumla arıyorum eskileri her yerde
02
Televizyon çocuğu sert sözlere aşık
Zihni de berrak değil karmakarışık
Korkaklara yaranma işi anlaşılan
Karanlıklara sövme yakmıyor ışık
03
Çiğ insanlar kerameti kendinde bulur
Kendine hayran cevheriyle övünür
Başını kaldırıp yukarılara baksa
Anlar ki sefalet çukurunda sürünür
04
Kısa anlatımlar dehaların işidir
Dehayı yaratan tırnağıdır dişidir
Düşünce üretme düşü yoksa yazarın
Fikir değil, slogan üretme iş’idir
05
Slogandan beslenir hamasetçi retorik
Hamaset tutamıyor toplumun başını dik
Yaşımız gerçeği yüzümüze vurunca
Gerçek dost aynası değerini anladık
06
İşleyen yapının “rutin” temel taşıdır
Üretken geleceğin kaynayan aşı’dır
Kapatma kendini sormayan karanlığa
Rutinden yakınma tembelin işi’dir