“Mucize: Akıl yoluyla açıklanamayan, bu yüzden de Tanrısal bir güç tarafından
yaratıldığına inanılan doğaüstü olay.”
Küçük bir kız çocuğu eczaneye girer: - MUCİZE var mı amca? - MUCİZE mi? Ne
yapacaksın ki mucizeyi der eczacı. - Bir cisim kardeşimin başında gittikçe büyüyor.
Babamın söylediğine göre ancak bir MUCİZE onu kurtarabilirmiş. Ben de bütün
paramı getirdim ki MUCİZE alayım. Eczacı üzüntüyle: - Yavrucuğum sana yardım
edemeyiz. Burada MUCİZE satmıyoruz ki.! Kızın gözleri dolar: - Ama kardeşim
ölüyor! Lütfen ne olur bana bir MUCİZE verin.
Mucize denilen şey; umudunu yitirmeden olmasını istediğin şeyin olması için
çabalamak ve arayışta olmaktır. Mucize dediğiniz şey; hasta ile hastaya şifa
götürecek olanın aynı “an” dilimi içinde buluşmasıdır. Sadece bir çocuğun saf ve
temiz duygularındaki inancı ile mucize gerçekleşir.
Birden arkadan bir el çocuğun başını okşar ve yumuşak bir sesle: - Gel bakalım ne
kadar paran varmış görelim. Paraları sayar, sonra: -Aman Allah’ım tam da kardeşine
bir MUCİZE alabilecek kadar paran varmış. Çocukla biraz konuştuktan sonra:- Şimdi
beni evine götür de bakalım kardeşine bir MUCİZE bulabilecek miyiz?
O adam dünyaca meşhur beyin cerrahı profesörüydü! İki gün sonra hiç bir ücret
almadan ameliyatı gerçekleştirdi. Bir müddet sonra da çocuk iyileşti. Bu olayı
Almanya The Hannover Hastanesi dekanı ilmi bir konferansta anlatıyor. Ve o
Profesör hem ülkemizce ve hem dünyaca meşhur İranlı Madjid Samii'ydi.
İnsan denen bizlerin; geçmişi, geleceği ve bu günü denilen bir şey yok! Bunlar bizim
vehimlerimizdir.(Kesinliği belli olmayan ancak gerçek olma olasılığı düşük olan
düşünce.) Aslında biz insanlar an’da yaşıyoruz, yani her an yeni bir an’ la birleşiyor.
An’ların ardı ardına sıralanışına yaşam diyoruz. İşte bu birleşen an’ların içinden
mucizeler çıkıyor.