Tarihin En Eski İzleriyle Başlıyor
Mardin ve çevresinde yapılan arkeolojik bulgular, yerleşimin tarih öncesi çağlara kadar uzandığını gösteriyor. Tarımın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği bu topraklar; Sümerler, Akadlar ve Huriler gibi Mezopotamya medeniyetlerinin etki alanında kaldı. Bu dönemlerde şehir, ticaret ve savunma açısından stratejik bir konuma sahipti.
Roma’dan Bizans’a, Arap Fethinden Türk Hakimiyetine
Roma döneminde kaynaklarda “Maride” olarak geçen şehir, Bizans hâkimiyetinde Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri haline geldi. 7. yüzyılda Arapların fethiyle İslam kültürüyle tanışan Mardin, Selçuklular ve ardından Artuklular döneminde altın çağını yaşadı. Artuklular, Mardin’i bağımsız bir kültür ve bilim merkezi haline getirdi.
Mardin İsminin Kökeni Ne?
Mardin adı, farklı dillerde farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor.
-
Arapça: Mâridîn
-
Süryanice: Marde
-
Kürtçe: Merdin
-
Roma kaynaklarında: Maride
İsmin kökenine dair ise net bir görüş yok. Ancak efsaneler en az tarih kadar ilgi çekici.
Efsanelerle Gelen Bir İsim
Bir rivayete göre, Sasani İmparatoru I. Ardeşir döneminde bölgeye yerleştirilen savaşçı Mardeler kavmi, şehre adını verdi. Başka bir efsane ise “kaleler” anlamına gelen Merdin kelimesine işaret eder. Bu yorum, Mardin’in sarp kayalıklar üzerindeki güçlü kalesine dayanır.
Bir diğer halk anlatısında ise isim, Kürtçe “yiğit görmek” anlamına gelen Mer-din ifadesiyle ilişkilendirilir ve şehrin savaşçı geçmişine vurgu yapar.
Taşlara Kazınmış Bir Kimlik
Kesin olan şu ki Mardin’in adı, yalnızca bir kelime değil; binlerce yıllık medeniyetlerin, efsanelerin ve kültürlerin ortak mirasıdır. Bugün Mardin denildiğinde, sadece bir şehir değil; tarihin yaşayan bir tanığı akla geliyor.