Kurumları “Çirkin ve güzel” yüzünü sorgulayalım

Abone Ol

Medyanın görsel ve işitsel kanalları yazılı metin okumayı olabildiğince azalttı. Çoğunluğumuz internet üzerinden sosyal medyanın görsel ve işitsel kolaycılığında sürüklenirken; derin düşüncenin kaynağı olan uzun metinleri okumayı unuttuk.
Daha etkili olanına erişmemiz ve “zamanın ruhunu” anlamız için altı bileşen üzerinde ısrarla duruyoruz:

• Jeo-ekonomik, jeo-stratejik ve jeo-politik gelişmelerin izlenmesi,
• Hükümet kararlarının özenle değerlendirilmesi,
• İşgücünün durumundaki gelişmelerin bilinmesi,
• Nüfus hareketlerinin yaratacağı etkilerin sorgulanması,
• Kültürün geliştirici ve asalak unsurlarının ayıklanması,
• Teknolojinin yarattığı dönüşümlerin farkında olunması

Halka pusu kurulmaz

Uluslararası ilişkilerdeki gelişmeleri izleyen uzmanların son dönemde
yoğunlaştıkları bir varsayım öne çıkıyor: Jeo-politik, jeo-stratejik, jeo-ekonomik gelişmeler ve hükümet kararlarının izlenmesi kamu kurumları ve kamu sorumluluğunun önemli sorumluluklarından biri. Zamanının ruhunun sözü edilen ilk iki bileşeni hakkında yeterli bilgiye sahipsek, alacağımız alternatif önlemlerle ulusumuza en az kayıpları yaşatacak yol ve yöntemleri izleyebiliriz. Kamu kurumlarının “güzel yüzü”, topluma zarar verecek eğilimleri erken uyarı anlayışı ile algılamak, gerekli önlemleri alarak en az kayıpla oluşumları savuşturmaktır. Bir de kurumların “çirkin yüzü” var: Kendi halkının bir kısmına pusu kuran, arkadan vuran kasaba kültürü anlayışı benimseyerek bazılarının çıkarlarının harman veresiye bekçiliğini yaparken, çoğunluğun çıkarlarını gözden ırak tutmak.

Kurumları nasıl anlarız?

Kurumların güzel yüzü ile çirkin yüzünü nasıl anlarız? Sorunun yanıtı çok yalın: Kurumların uygulamaları toplumunu ayrıştırıyor; çatıştırıyor; toplumsal enerjiyi büyüme ve nitelikli kalkınmadan uzaklaştırıyorsa çirkinlik ön plandadır. Uygulamalar toplumun ortak vicdanında kabul görüyor; birlik ve beraberliği pekiştiriyorsa yapılan iş kurumların güzel yüzüdür ve temel amacına uygun iş yaptığı hükmüne ulaşılabilir.
Mekan temelli ve siyaset-odaklı kararların açık ve gizli bilgilerle gözlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi hayati önemdedir; ama uluslararası siyaset düşüncesi üretenlerin önemli bir bölümü dış güçleri değerlendirmenin işin yüzde yirmisini oluşturduğunu; ihmal edilmemesi gerektiğini söylerken gücün yüzde sekseninin içerde oluştuğunun altını önemli çiziyor.

İçeriye odaklanmalıyız

İran, ABD ve İsrail arasındaki savaş bütün dikkatlerimizi dışa dönük odakladı. Bu durumdan hızla ayrılarak, ülkemizin içte yaratacağı güçle ilgili analizlere yönelmeliyiz.
Ülkemizi gerçekten seviyorsak, sevgimizi davranışlarımızın rehberi yapacaksak, aklımızı hiçbir şeye emanet etmeden gördüğümüz ve duyduğumuz yönetim uygulamalarını sorgulayalım : İçerdeki gücümüzü bölüyor mu, birleştiriyor mu?
Önyargılarımızın tuzaklarına düşmeden, hakkında bilgimizin olmadığı konuların batağına sapmadan adalet ve merhametin yanında duran cevaplar aramalıyız… Cevabımız davranışlarımıza yansımıyorsa, susmanın ve hareket geçmemenin haksızlığa ortak olma anlamına geldiğini bilerek kendimize değer biçelim.