Kültür ve retorik sanatı

Abone Ol

Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık insanın yarattığı her şey olarak anlatılır. Paleoantropoloji ise insanı alet yapan hayvan olarak tanımlar. Bundan iki milyon yıl önce, Homo sapiens’ten daha farklı bir tür olan ve Homo habilis adını verdiğimiz bir insan türü, alet yaparak “kültürlü varlık” hâline dönüştü. “Habilis”, yetenekli demektir; ilk alet yapan primat olarak kayıtlara geçer. Bu yeteneğini, daha önce maymun kuzenlerimizden farkı olmayan Homo australopithecus’tan, artan beyin kütlesi ile kazanmıştır. Artan 200 gramlık beyin hacmi, artan nöron sayısı olarak yansıyınca alet yapıp kültürel varlık hâline gelmiştir. “İlk insan” nitelemesi alan varlık budur ve bu niteleme, doğanın kendisine sağladığı olanakların ötesine geçerek çevresinde bulunan doğal malzemelerden amacına yönelik yeni malzemeler üretebilmesi, yani kültürel yaratıcılık yeteneği kazanması üzerine yapılır. Demek ki insan, kültürle başlıyor. Görece savunmasız sayılabilecek olan insan, doğal koşullar karşısında yarattığı kültür sayesinde hayatta kalmayı ve yeni nesiller yaratmayı başardı. Böylece yaşam, doğal olmaktan çıktı ve kültürel hâle dönüştü…

Kültürün ileri aşamasını ise sanat oluşturuyor. Sanatın en eski unsurlarından biri de Platon’un hiç hazzetmediği “retorik” sanatıdır. Çünkü o dönemde retorik ustaları Sofistlerdi ve bu sanatı insanları ikna etmek ve ileride politikacı olacak genç adayları eğitmek için kullanır, hatta para karşılığı öğretirlerdi. Platon’a göre retorik sanatı, iknadan ziyade halkı kandırma sanatıdır. Aristoteles ise bu ikna sanatı için üç önemli kavramdan söz etti: Ethos, Pathos ve Logos. Ethos, söylevi yapan kişinin itibarını ve güvenilirliğini gösterir. Etik dediğimiz kavram da bu sözcükten gelir. Bir anlamda, söylevi yapan kişinin ahlakını temsil eder. Logos ise o söylevde ifade edilmek istenen gerçekliktir. Kısacası, rasyonel, akla ve mantığa uygun argümanları dile getirmektir. Mantık anlamındaki “logic” de işte bu gerçeği ve aklı ifade eden logos sözcüğünden türetilmiştir. Pathos, karşı tarafı ikna edeceğiniz sözleri açıklar. İnsanları bir şeye inandırmanız için gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatmanız yetmez. O gerçeğe inandırmak için onlarda duygu uyandırmanız gerekir. Esas ikna olma süreci, gerçeği görebilen düşüncelerde değil, onun anlamını hisseden duygulardadır. İnsanları bir gerçeğe ikna etmek istiyorsanız empati kurabilmelerini sağlamalısınız. Empati kelimesi de pathos’tan türetilmiştir. İşte insanların bir gerçeği bilmek yerine onun anlamını, bir başka deyişle hakikati hissetmeleri önemlidir. Onları logos’a ikna eden şey pathos’tur. İyi bir retorikçi, ethos içinde belirli bir logos’u, pathos eşliğinde sunmalıdır…