Farkında mısınız polis tarafından uygulanan orantısız ve kaba güç kullanımı çok sık dile getiriliyor bu sıralar. Madencilere, öğretmenlere, öğrencilere, doğrusu demokratik hak ve isteklerini dile getirmek için uygarca seslerini çıkarmak isteyen her kesime karşı hep “kaba güç” kullanılıyor. Biri “gücün kaba olması, kafanın kalın olmasındandır” demişti, çok hoşuma gitmişti. Kölelik düzeninde aslında efendi yoktur. Efendi konumunda köleler ve köle konumunda olan efendiler vardır. Düzenin özünü korku oluşturur. Korku kaba güç kullanan efendi konumundaki köleler rahat çalışsınlar diye yaratılır. Siyaset biliminde kapitalizm bencilliğin, sosyalizm özgeciliğin duygularına dayanır. İnsansa bu duyguların fırtınalı bir bileşimi olsa gerek. Birey ancak böyle iki uç duyguda salınırken yaratabildiği bir dengede, daha çok kendinden vererek ve bir başkasını gözeterek başarılı ve onurlu bir yaşam sürebilir. Burada kendisine en çok evrensel hukuk ilkeleri yardımcı olabilir…
Ülkenin ilk felsefecilerinden Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu (1905-1984) “insan felsefesi” konusunda çok önemli çalışmalar yapmış bir filozoftur. Mengüşoğlu’nun insana nasıl baktığını, ufuk açan görüşlerini Dr. Tüten Anğ hocanın kaleminden öğrenmek çok değerli… İnsan felsefesinde “insanın varlık koşulu”, insanın onsuz olunamazı olarak tanımlanabilir. Bu da insanın “tarihsel bir varlık” olmasından ileri gelir. Tarihsel bir varlık olmak demek, insanın varlığını tarihsel bir süreç içinde gerçekleştirdiği anlamına gelir. Bu da geçmişten başlayan şimdi bağlantısıyla geleceğe yönelen bir süreci anlatır. Sonuçta insan üç boyutlu bir zaman sürecinde yer almaktadır. Bu onun tarihsel bir varlık olması anlamına gelir. İnsan geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki bağların farkına varan tek varlıktır. Tarihsel varlık; zamanın boyutlarına kök salmak demek, insanın geçmişi, geçmişteki başarıları bilmesi, şimdiyi, geçmişin başarılarına dayanarak ve geleceği hesaba katarak yaşaması demektir. Bu süreçte hatalar ne kadar elenirse o kadar başarılı olunur. Burada birbirinden niteliksel olarak farklı iki görüş tarzı hep karşı karşıya gelmiştir. Geçmişle hesaplaşıp onu değerlendiren, olumlu ve olumsuz yanlarını doğru algılayan, şimdiyi geçmişle gelecek arasında bir bağlantı noktası olarak gören ve geçekle ilgili inisiyatifin insan başarılarında olacağını düşünen ve ona göre eyleyen, yani tarihselliğinin bilincinde olan “Batı tipi” ileri ve uygar görüş tarzı ile bütün bu ilişkileri kuramayan, kavrayamayan ve tek boyutta yaşamakta direnen “Doğu tipi” muhafazakâr görüş tarzı, yani tarihsizlik…