Kılıçdaroğlu'na verilen desteğin arka planı...

Abone Ol

CHP'de değişim süreciyle birlikte ilginç bir tablo ortaya çıktı.
Kemal Kılıçdaroğlu'na en güçlü desteği verenlerin önemli bir kısmı, onun genel başkanlığı döneminde çeşitli görevlere ve makamlara, tepeden inme dahil bir şekilde gelmiş isimlerden oluşuyor.
***
Özellikle Eskişehir'de yıllarca etkili olan Yılmaz Büyükerşen'in işareti ve desteğiyle siyaset sahnesinde yer bulan bazı isimlerin bugün değişim hareketine karşı pozisyon alması ve Kılıçdaroğlu'ndan yana tavır koyması dikkat çekici.
Çünkü değişim, sadece genel başkanın değil, yıllardır süren siyasi alışkanlıkların ve belli çevrelerin etkisinin de sorgulanması anlamına geliyor.
***
Bu yüzden değişim kadrolarıyla yeniden seçilme veya aynı etkiyi sürdürme şansı bulamayacak bazı siyasetçiler, siyasi gelecek şanslarını ancak geçmiş dönemin devamına bağlı görüyor.
Sonuç olarak: Kılıçdaroğlu'na verilen desteğin büyük bölümü ilkesel ya da ideolojik nedenlerden kaynaklanmıyor; önemli bir bölümü mevcut konumları koruma arzusundan besleniyor.
***
Son söz, CHP'deki ayrışma, kavga ve atışma sadece bir isim kavgası ve tartışması değil gibi.
Daha çok partinin geleceğinin yeni kadrolarla mı, yoksa eski siyasi yöntem ve dengelerle mi şekilleneceği meselesi.
Değişime direnenlerin Kılıçdaroğlu ısrarını anlamak için böyle de bir gerçek var sanki...


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

ÖNCE VİDALAR GEVŞERMİŞ!

Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü: "Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş:
"Delilik bu ! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
***
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
"Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı:
"Treni durdurun.!"
***
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
***
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi ?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
***
Not-Yazıyı sevdiğimiz ve değer verdiğimiz bir dostumuz göndermiş. Bugün içine düştüğümüz, düşürüldüğümüz sürecin hikayesi gibi adeta.
Paylaşmak istedik.


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,