Yeni bir yıla daha girdik. Bugüne kadar yaşadığım en farklı yılbaşı gecesi oldu. Dışarıda yasaklar pandemi gölgesinde, evlerde ailemizle ve internet üzerinden eşimiz dostumuz, akrabalarımızla mesajlaşarak, telefonla seslerini duyarak 2021’e merhaba dedik.
Olsun, sağ ve sıhhatteyiz ya. Buna da şükür yine. Korona belasından çıkarsak, bir sonraki yeni yıl gecesi acısını çıkartırız inşallah.
Güzel dileklerin havalarda uçuşması aslında adettendir böyle özel günlerde. Ancak benim düşüncem, geçen yılın şu ya da bu şekildeki olumsuzluklarının kaynağı 2020 yılı değil, o günlerde yapılanlar ya da yapılmayanların, kısacası biz insanların eseridir. Kolayına kaçmayalım, “uğursuz bir yıldı, aman gitti, şimdi güzellikler gelsin” diye beleşçilik yapmak, oturup o günleri beklemek, işte insan olana bu yakışmaz.
Mücadele etmek gerek, yanlışlıkların düzeltilmesi adına korkusuzca, cesurca. Kine, açgözlülüğe kapılmadan, egomuzun şeytani gelgellerine pas vermeden, insani değerlerimizden asla ödün vermeden, var olan, can taşıyan tüm varlıklara; ağaca, kurda, kuşa, kediye, köpeğe, kendi cinsine gereken saygıyı göstererek beklemek gerek yeni yılın güzelliklerini.
Lafın özü, bunu hak edebilmek için uğraş vermek, çaba harcamak gerek.
Yoksa her gün tanrının özel günüdür. Çünkü sana bahşedilmiş bir yaşam vardır. O yaşamı taçlandırmak ta elbette büyük ölçüde senin elindedir.
Biz can savunucuları için 2020 yılı çok ta iyi geçmedi; masum canlar yine çok acılar yaşadı, yaşadıklarının karşılığında ise katillerine neredeyse ödül gibi çok basit cezalar verildi.
Yıllardır oyalandık bugün yarın diye, artık bu sene verilen sözler tutulsun, hayvanların yaşam hakları insana yakışır hale getirilsin.