İnsan olmak zor zanaat

Abone Ol

Hiçbirimizin zerre kadar kuşkusu kalmadı: İnsanlık tarihinde hiç görülmedik hızda, yaygınlıkta ve derinlikte bir “kırılma” yaşıyoruz. İlkeler, kurallar, kuramlar, kurumlar, yorumlar, tutum ve davranışlarda işlevsizleşme her geçen gün artıyor. Kırsal kültürün binlerce yıl dirlik ve düzeni sağlayan; evde, sokakta, çarşıda, pazarda, düğünde, dernekte, toyda, törende, oyunda, tarlada, tapanda birbirimizi “gözle ve sözle kontrol ettiğimiz” topluluk kuralları işlemiyor. Bu kültürü aşan, kent odaklı uygarlık örgütlenmesinin “kurumlar aracılığıyla kontrolü” de yitirilmiş durumda.

Değerlerde çözülme, yıpranma ve aşınmanın doruklarına bizi tırmandıran yapay zekâ odaklı ilişkiler ağı hepimizi kadim bir önceliğe dönmeye zorluyor: “Önce İnsan” ilkesinde kenetlenmeliyiz…

“Önce İnsan” demeyi unutmayalım

Le Monde Diplomatique/Türkçe'deki yazısında Pierre Rimbert, ABD Başkanı Trump'a yakın 60 insanın imzaladığı mektupta, şirketlerin “öz denetimine” güvenilemeyeceğini belirttikten sonra, Başkanın “Önce Amerika” sloganının yerine “Önce İnsan” anlatımıyla yeni bir girişim çağrısı yapıldığını belirtiyor. Mektupta, “Teknoloji dünyasının küreselcileri, Washington'ı yapay zekâ devlerini Amerika halkının önüne koymaya itmek için hareketimizi kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor. ‘Önce İnsan’ hareketi, ülkemizi geri kazanma mücadelesinin ilk adımıdır.” deniyor.

Bir başka odakta The New York Times yazarı Thomas L. Friedman, “Başkan Trump'ın bir konuda her zaman tutarlı olduğunu söylemem lazım: Sizi asla olumlu yönde şaşırtmıyor. Asla birleştirerek kazanmaya çalışmadı. Hep ‘biz’ ve ‘onlar’ yaklaşımıyla bölerek kazanmanın peşine düştü.” saptamasını yapıyor.

Tarih, büyük gücün dışta değil içte yaratıldığını yüzlerce kez kanıtladığı hâlde, bölerek yönetenlerin tuzaklarına yakalanmanın akıl disiplininde bir yeri olmadığı gibi, temeli adalet, merhamet ve vicdan olan inanç sistemlerinde de yeri yoktur.

Bir kişi bile yapılan işin “adaletsizliğine” inanıyorsa, gerçek yöneticilerin o insanı “ikna edici davranışlara özen göstermesi” gerekir; insanları ikna peşinde değil de ayrıştırarak taraftar konsolide edenlerin peşinden sürüklenmek de suçun ortağıdır.

“Şimdi değilse ne zaman?”

Sümer tapınaklarındaki rahibin tarihin derinliklerinden bugüne süzülerek gelen çağrısına kulak verelim:

“Sen kendin için değilsen, kim senin için?

Sen başkaları için değilsen, nesin ki?

Şimdi değilse ne zaman?”

“İnsanlık” dediğimiz, bilmekten beslenen, yapınca anlamlanan, erdemle taçlanan yolda ilerlemektir.

İnsan olmak ucuz ve kolay bir iş değil… Zor zanaat, zor!