Aslında bugün “hafif bir konu” ile okurların karşısına çıkmak niyetindeydim. Neydi kafamdaki konu:
Bir 5 ay kadar önce, yakın zaman dostlarından Reyhan Yücel’in bir önerisine uyarak çıktığım Ege Adaları gezisine dair izlenimlerimi okurla paylaşmaktı. Öyle “seyahatname” türünden bir yazı olmayacaktı!
Ya nasıl bir yazı derseniz; komşu Yunanistan’a ait adalarda gözlerim daha çok, ulusal medyada zaman zaman çıkan komşunun silahlanma gayretleri haberleri üzerine ufak tefek gözlemler ve bazı “aykırı benzerlikler” mesela!..
Yazıma başlamadan önce internetteki okumalarıma geçtim!.. Anladım ki gezi notlarıyla ilgilenmek abesle iştigal olacak.
Özel’in her konuşmasında…
Önce yaygın basının internet sayfalarında dolaşmaya başladım. Kimi haberlerin başlıklarına bakıp geçtim, bazılarının da içeriklerini okumak eziyetine katlandım.
Çoğunluğu değişik cümlelerle tekrar gibi. Gerçekte onların da çoğunu yorumlarıyla birlikte 12 saat öncesi televizyonlardan izleme eziyetini de yaşamıştım!..
Örneğin:
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhuriyet muhabirinin sorularına verdiği yanıtlardan birini:
“-Öyle anlaşılıyor ki seçimleri 2027’nin Kasım ayında yapacaklar!..
İyi de Özgür Bey, zaman zaman sizin de dillendirdiğiniz gibi bu “erken seçim” olmayacak ki!.. O halde hem ayaküstü açıklamalarınızda hem de haftada iki kez “hemen seçim” isteğinizi niye tekrarlarsınız?
-Anlaşılan siyaseten gerekli tekrarlar!
Son mitinglerinizden yavaştan girdiğiniz halkın sorunlarını tekrarlamaya başlamanız daha yerinde olacak…”
Biraz daha “hafif konuya” geçersek!..
-İBB, daha açıkçası Büyükşehir’in tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu ile bazı ilçe belediye başkanlarının nihayet yargılanmaya başlanması!..
Konu “hafif” değil kuşkusuz. Tam tersine Cumhuriyet tarihimizin en ağır ve ciddi davalarından biri. Nitekim ilk iki gündeki celseler “baş şüpheli” Sayın İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında geçen “Söz istiyorum / vermem” tartışmasıyla geçti diyebiliriz.
Yine de Ekrem söz almayı başardı! Manifesto niteliğinde bir konuşmayla davayı başlatabildi.
İlk tutuklu şüpheli CHP eski Milletvekili Aykut Erdoğdu savunmasına başlayabildi. İddianamede yazdığına göre suçu: bavullar dolusu milyonları taşıyıp sahibine teslim etmekti!
İtirafçı “Görmedim, duydum” demesine rağmen ilginç bir gelişmeyi avukatları ortaya çıkardı;
-Erdoğdu saniyeler içinde İstanbul’un üç ilçesine ışınlanmıştı!
Umarız bu dava da ışın hızıyla sonuçlanır!..
Eskişehir CHP’si toz duman!..
Hangi olayla ilgisi bulunursa bulunsun hiç sevmem böyle yakıştırmaları. Yereldeki bazı meslektaşlarımız başlıklarında, yorumlarında kullanmışlar bu benzetmeyi.
Buna göre neymiş toz duman hâli?
Mihalıççık’ın DSP’li Belediye Başkanı iftar yemeğinde Tepebaşı Belediye Başkanı Sayın Ahmet Ataç’ı eleştirmiş. O da demiş ki;
-Bu kişi çakma CHP’lidir!
İyi ki Mihalıççık Başkanı “Sen de öyle değil misin?” dememiş!..
Bir başkası, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u CHP’li bir meclis üyesi, belediyenin ek hizmet binası yapımında izlediği yöntemi “usulsüz” bulmuş.
O da deneyimli bir siyasetçi olarak “Bakarız, öyleyse düzeltiriz” türünden bir yanıtla kapatmış meseleyi.
CHP’nin toz duman hâline bir örnek de Sayın eski BBB Başkanı Yılmaz Büyükerşen hocamızdan geliyor:
-Bunlar benim yaptıklarımı taklit ediyor…
Ne güzel Hocam! Siz de övgüyle anılan güzel eserlerinizin bazılarını, başka yerlerden, başka güzelliklerden esinlenerek yapmadınız mı?
-Güzellikleri taklit etmek güzel bir şeydir!