İlkokul ve ortakokullarda futbol oynamak yasaktı.
Biz yine de okul bahçesinde minyatür kale oynardık.
Cezayı göze alırdık.
****
Ailelerimiz dar gelirliydi.
Ayakkabılarımız eskimesin diye futbol oynamamazı istemezdi.
Biz dinlemezdik.
****
Bayramdan bayrama ayakkabı ve yeni giysi alınırdı.
Biz futbol için bir yıl boyunca eski ayakkabı ile gezmeye göze almıştık.
Bazaırımız lastik ayakkabı ile oynardı.
Bazılarımız çıplak ayakla.
Bu durumdan hiç şikayet etmedik.
****
Futbol sahada oynanır.
Bizde saha yoktu, boş arsalar ve okul bahçeleriydi futbol sahalarımız.
İki taş direk olurdu.
Duvarlar taç çizgisi.
****
Mahallede top oynamak hiç kolay değildi.
Sinirli bir komşu pencereden uzanıp tehdit edebilir, "topunuzu keserim." diye bağırabilirdi.
Biz futbol oynamak adına topumuzun kesilmesine bile razıydık.
****
Bazen o top, komşunun bahçesine kaçardı.
Bahçe duvarından aşıp topu almak yerine dakikalarca beklerdik.
Komşu ev sahibi, insafa gelsin ve topumu geri atsın diye.
Futbola aşıktık.
****
Hava çok erken karardı.
Karanlıkta topu seçebildiğimiz süre maç devam ederdi.
Ama; maçları her zaman sonlandırırdık.
Biz futbolu hiç bir zaman yarına bırakmadık.
ATTIĞIN TAŞ...
Bazı deyimler vardır, boşuna söylenmemiştir.
Biri var mesela...
"Attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmemek."
Eskişehirlilerin belediye aş evine yoksullara sıcak yemek yardımı olması için bağışladığı paralar hazineye devredilmiş.
Büyükşehir Belediyesi parayı geri istiyor.
Ses yok!
Büyükşehir pandemi günlerinde evlerinde çıkamayan yoksullara sıcak yemek yardımlarını sürdürüyor.
Daha fazlası için, el konulan o paraların gerçek sahiplerine geri verilmesi.
Sizce; atılan o taş, ürkütülen kurbağaya değecek mi?
O taş kuyudan nasıl çıkacak!..
****
Odunpazarı Belediyesi Eskişehir Futbol Alt Yapı tesislerini ihaleye çıkardı.
Tepkiler artınca; ihale iptal edildi.
Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değdi mi?
****
Hasta rakamları bir şekilde gizlendi.
Kamuoyu bilgilendirilmedi.
Salgından ders çıkarılmadı.
Herkes sokaktaydı.
Asıl rakamlar açıklanınca; önlem alındı.
Atılan taş, ürken kurbağaya değdi mi?