Festival eleştirilerinin karşılığı...

Abone Ol

Ben Eskişehir’de bu kadar çok tiyatro topluluğu olduğunu, bu kadar çok genç müzik grubu bulunduğunu, Eskişehir’deki üniversitelerde faaliyet gösteren öğrenci kulüplerinin bu denli iyi işler çıkardığını doğrusu bilmiyordum.

***

Eskişehir’de sosyal, kültürel, sanatsal, bilimsel ve spor alanlarında faaliyet gösteren kamu ve özel statüdeki derneklerin bu denli etkin olduklarını da bilmiyordum.

***

Meğer Eskişehir; amatör tiyatrolar, genç müzik grupları, öğrenci kulüpleri ve şehrin sosyal-kültürel hayatını besleyen derneklerin şehri olmuş…

***

Odunpazarı Belediyesi’nin düzenlediği 3D (Dinleme-Diyalog-Dayanışma) Festivali’nin yapıldığı Kanlıkavak’taki alanda biraz zaman geçirince bunu iyice fark ettim.

***

Bu arada…
Eskişehir halkının bu tür festivallere ilgisinin bu boyutta olabileceğini de bilmiyordum.

***

Aynı zaman diliminde gerçekleştirilen hem Odunpazarı Belediyesi’nin Gençlik Festivali’nde, hem Tepebaşı Belediyesi’nin Vecihi Hürkuş alanında gerçekleştirdiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Festivali’nde, hem de bakanlığın Eskişehir’de düzenlediği Kültür Yolu Festivali’nde buna şahit oldum.

***

Hani hep “Gençler bizi anlamıyor, biz gençleri anlamıyoruz” diye yakınıp dururuz ya…

***

Aynı zaman diliminde gerçekleştirilen her üç festivale de ailelerin bu kadar ilgi duyacağını tahmin etmiyordum; bunu da gördüm.

***

O yüzden…
Bu tip gençliğe yönelik festivallerin, gençlerin kendilerini anlatmalarında, büyüklerin de onları daha iyi anlamalarında müthiş bir ortam sağladığına bizzat tanık oldum.

***

Bu anlattıklarıma birebir tanıklık ederken, düzenlenen bu tür festivaller üzerinden belediyelere yönelik ideolojik düşüncelerle yapılan “Paralar festivallere gidiyor” eleştirileri geldi aklıma…

***

Bu ortamın içine girerek yaşayan ve mutlu olan Eskişehirlilerin nazarında, söz konusu eleştirilerin hiçbir karşılığı olmadığını bir kez daha anladım.

TAM 20 AY GEÇMİŞ YAZININ ÜZERİNDEN...

2024 yılının 8 Ağustos tarihinde bu köşede bir yazı kaleme almışız.
Yani bundan tam 20 ay önce...

***

Her üç belediye başkanına da uyarı niteliği taşıyan ve “Başkanlardan bir müdahale gelmeyecek mi?” başlığıyla kaleme aldığımız yazımızda aynen şunları söylemişiz:

***

“Kamuoyunda bir süredir belediye başkanlarından daha çok, isimleri konuşulan belediye bürokratları var.

***

Çiftlikler, villalar, yazlıklar, kışlıklar iddiaları bir yana; bir de açılan ceza davalarıyla isimlerinin anılmaya başladığı iddiaları konuşuluyor kulaktan kulağa.

***

İsimleri konuşulan belediye bürokratlarının, belediye başkanlarının en yakınındaki isimler olması nedeniyle fatura, bürokratlar kadar belediye başkanlarına da kesiliyor.

***

Zira...

***

Belediye başkanlarının söz konusu iddialar karşısında herhangi bir müdahalede bulunmayıp, sorulduğunda sadece “Gerçek dışı iftiralar” demekle yetinmeleri, kamuoyunda “Ucu kendilerine dokunacağı endişesi nedeniyle sessiz kalıp görmezden geliyorlar” gibi hiç de hoş olmayan bir algıya neden oluyor.

***

Diyeceğimiz o ki: Belediye başkanlarının bir an önce, şehirde isimleri kendilerinden daha fazla konuşulan fakat neticede kendilerinin sorumlu tutulduğu bürokratlarına yönelik iddialar konusunda düğmeye basmaları gerekiyor.

***

Belediye başkanları, kamuoyunda iyice dillenen iddialarla ilgili gerçeğin ortaya çıkması için artık bakanlıktan ya da savcılıktan soruşturma mı talep ederler, yoksa kurum içinde iddialara yönelik bir soruşturma mı başlatırlar, bilemiyoruz...

***

Ama iddialara ilişkin gerçeğin ortaya çıkması ve bu gerçeğin de kamuoyuna duyurulması adına bir şekilde harekete geçmeleri gerektiğini düşünüyoruz.

***

Bu müdahale, hem kendilerinin iddialar karşısında sessiz kalmamalarını ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerini sağlayacak hem de ortaya çıkacak gerçek sayesinde, söz konusu bürokratların bugüne kadar haklı ya da haksız yere itham edildiği tartışmalarına son noktayı koyacaktır.

***

Özellikle belediye başkanlarından bu iddiaları sonlandıracak bir müdahale gelmediği müddetçe, söz konusu iddialar artarak ve belki de üzerine ilaveler yapılmak suretiyle konuşulmaya devam edeceği gibi, söz konusu bürokratlar da belki haklı belki de haksız yere itham edilmeye devam edilecektir ki bu daha büyük bir sıkıntı yaratır.

***

Bizden söylemesi...”

***

Gazetecilik yaşamımda “Ben demiştim” ile başlayan yazılardan nefret etmişimdir.
Bugüne kadar da yazılarımda hiç kullanmadım.

***

Ancak şu sıralar “Belediye bürokratlarıyla ilgili onca şey oluyor, basın yazmıyor” eleştirileri yapılınca en azından bir hatırlatalım istedik.

***

20 ay önce biz yapacağımızı yapmış, yazacağımızı yazmışız işte...

***

Gerisi, geride kalan 20 ayda müdahale edecekler ile müdahale edilecekleri ilgilendiren bir husustu.

19 MAYIS'IN DOĞUŞU...

Gençlik ve Spor Bayramı ilk kez 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlandı.

***

Beşiktaş JK’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda düzenlenen bu ilk 19 Mayıs kutlaması, Galatasaray SK ve Fenerbahçe SK’li yüzlerce sporcunun katılımıyla adeta bir spor günü haline geldi.

***

Bu organizasyondan kısa süre sonra gerçekleştirilen Spor Kongresi’nde söz alan Ahmet Fetgeri Aşeni, kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi amacıyla her yıl “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında kutlanmasını teklif etti.

***

Kongrede oylanan bu öneri kabul edildi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de onayıyla yasalaştı.

***

20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı, 1980 Turkish coup d'état sonrasında “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirildi.