Şunu iyi bil; bu alemde ne varsa hepsi insana hizmet için vardır.
Hintli bir adam suyun içinde zar zor ilerlemeye çalışıyormuş. Bu sırada yanına bir
akrep yanaşmış. Adam akrebi kurtarmak istemiş ve parmağını ona doğru uzatmış.
Fakat akrep adamın bu hamlesinden sonra adamı sokmuş. Hintli adam bu duruma çok
şaşırmış! Fakat yine de tekrardan parmağını akrebe doğru uzatmış. Akrep tekrar
adamın parmağını sokmuş.
Bu olayı gören başka bir adam kendisini sürekli sokan bu akrebi kurtarmaktan
vazgeçmesi gerektiğini söylemiş. Hintli adam buna şu şekilde cevap vermiş:
Akreplerin doğasında sokmak vardır. Fakat ben insanım. İnsanın doğasında ise
sevmek vardır. Akrebin doğasında sokmak var diye kendi doğamda olan sevmekten,
zorda kalana el uzatmaktan vaz mı geçeydim?
Karşımızdaki insanın duyguları tanımlamakta ve duygularımızı ifade emekte çok geç
kaldık. Aslına bakacak olursak insanı insan yapan duygularımız değil mi? O zaman
duyguları tanımak, bir yerde kendimizi tanımak olmuyor mu? Acaba kendimizi
tanıyor muyuz? O da başka bir konu.
Bakın arkadaşlar, üstünde yaşadığımız bu alemi anlamak için önce kendimizi
tanımamız gerekiyor. Önce kendi varlığımızı sorgulayarak işe başlarsak yaşadığımız
bu dünyayı da anlamaya başlarız. Öncelikle bu dünyada bulunan her şey, insanın
biyolojik yapısıyla uyumludur. “Ne varsa alemde, örneği var Ademde” sözü bu
maksatla söylenmiştir. Kainatta ne varsa, yaratıcı insanın özüne yerleştirmiştir. O özü
bulanlara selam olsun.