Eskişehir'in gerçek sorunları...

Abone Ol

-Eskişehir merkezinin tam da ortasında kalmış olan Şeker ve TURASAŞ fabrikaları, kapladığı alanlarına tek bir yapı ruhsatı verilmeyip halkın hizmetine sunulmak şartı ile Organize Sanayi Bölgesine taşınmadan, bu şehrin merkezi rahatlamaz...

***

-Şehrin orta yerinde kalan ve tam bir çöküntü alanı haline gelen Küçük Sanayi Sitesi taşınıp, boşalttığı alan her türlü ihtiyaca cevap verecek donatıları ile birlikte yeniden dönüşüme girmeden bu şehir modern bir şehir olamaz.

***

-”Havacılığı Merkezi” tanımını kullanan bu kentten özellikle Ege ve Akdeniz'e uçak seferleri konulmadan bu şehir kolay ulaşılabilir bir şehir olamaz...

***

-Alternatif su kaynağı yaratılamayan bu şehir gelecekte sağlıklı ve ucuz suya sahip, sağlıklı bir kent olamaz.

***

-Alternatif çevre yoluna, tehlikesiz ilçe yollarına sahip olmayan bir kent, ulaşımda güvenli bir şehir olamaz...

***

-Kenar ve kırsal mahallelerde yaşanan fakirliği hafifletecek yöntemlere kafa yormayan bir şehir huzurlu bir şehir olamaz...

***

-Sınırlarının yüzde 71'i, yani dört bir yanı maden projeleri ve ruhsatları ile kuşatılmış bir şehir, temiz bir şehir olamaz.

***

-Turistlerin günübirlik değil de birkaç gün kalacağı ortamı yaratılmayan, kongre turizm altyapısı olmayan şehrin, turizm geliri de olmaz.

***

Sonuç olarak...

Eskişehir'in gerçek sorunları, yukarıda ifade ettiğimiz üzere yapısal ve mekânsal sorunlardır...

Ne yazık ki bu sorunlar her zaman günlük yaşanılan sorunların arkasında görünmez hale gelmiş ve belki de kasıtlı olarak getirilmiştir...

DENETİMLER YİNE Mİ GEVŞEDİ NE?

İlk olarak Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt dile getirdi.
Sonrasında üç belediyenin anlaştığı ve uygulamaya da hemen geçileceği ilan edildi.

***

Sözü edilen uygulama; yere tüküren, sigara izmariti ve çöp atanlara para cezası uygulanacağına yönelikti.

***

Kamuoyu, başlayan bu uygulamaya büyük bir destek verdi...
Medeni bir yaşam ve temiz bir çevre için alınmış önemli bir karar olarak görüldü.

***

Uygulama başlatıldı başlatılmasına da, sonra gözle görülür bir gevşeme başladı.
Bu gevşemeyi zaman zaman hatırlattık.

***

İşte bu hatırlatmalar üzerine denetimler yeniden hızlandı.
Cezalar yazıldı, kamera ile denetimler artırıldı.

***

Fakat aradan birkaç ay geçti, yine aynı gevşeme çıktı karşımıza.

***

Çarşı pazar yine uygulama öncesine döndü.
Yollar, kaldırımlar atılan çöpler ve sigara izmaritleriyle dolmaya başladı.

***

Elbette belediyelerin herkesin başına bir zabıta dikecek hâli yok.
Ama...
Bu demek değil ki denetim de yapmayacak!

***

Madem kamuoyunun da desteğinin alındığı güzel bir uygulama başlatılmış, bir zahmet uygulama ile ilgili sık sık bilgilendirme yapılarak duymayan kimse kalmaması sağlanmalı ve denetimler de bıkmadan usanmadan devam ettirilmeli...

***

Yoksa...
Kâğıt üzerindeki güzel kararın çevreye de, belediyelere de, insanlara da hiçbir faydası olmuyor...

ANKETLERDEKİ KARARSIZLAR!

Hükümet yanlısı bir anket şirketinin görevlisi, sokakta vatandaşlara soru sorarak anket formunu dolduruyormuş.

***

Yanından geçen adama, “Seçimde bu iktidara oy verir misin?” diye sormuş.

***

“Eğer bunlar tekrar seçilirse...” diye başlamış adam sinirlenerek...
Devamında da, “Artık kendimi mi öldürürüm, bu memleketi mi terk ederim bilemiyorum valla!” diyerek bitirmiş sözlerini.

***

“Tamam” demiş anketi yapan görevli...
“Sizi de kararsız olarak kaydediyorum.”

***

Siyasi anketlerde “kararsız” oylarına öteden beri bir anlam veremiyordum.
“Bir insan özellikle siyasi düşünce konusunda nasıl kararsız olabilir ki?” diye hep sorgulamışımdır...

***

Yukarıdaki fıkrayı okuyunca, yapılan anketlerde kararsız oyların bu kadar çok çıkıyor olmasını şimdi daha iyi anladım galiba...