Öğrenip unuttuklarımızdan bize arta kalanlara eğitim diyoruz. Eğitim farkındalığımızı artırıyor, olan biteni anlamaya, daha doğru düşünmemize yardımcı oluyor. Bugün 82 milyona ulaşmış nüfusumuz içinde 55 Milyon insanımız eğitimi düşük seviyededir. Diğer bir ifade ile; nüfusumuzun %67 si eğitimsiz ya da çok düşük eğitim düzeyindedir. Sadece 27 Milyonu ki o da toplam nüfusun %33’ü etmektedir, lise ve üstü eğitim seviyesindedir. Hal böyle olunca, kuralları bozan istisnalar dışında, ülke insanımız devlet-hükümet ayırımını kolayca yapamamaktadır. Demokrasilerde hükümet halktan yetki alıp devlet işlerini belirli süreyle yürüten seçilmişlerdir. İşte eğitimsizlerin eğitimlilerden fazla olduğu ülkelerde bu seçilmişler, durumdan güç alıp, işlerine gelmediği zaman karşısında yer alanları devlet düşmanlığı ile yaftalar ve ötekileştirirler. Karşısındakinin konumunu bu şekilde belirlemek, kendisini de doğrudan devlet mertebesine yükseltir. Kimi eğitimsiz, yandaş, çıkarcılar ise otoritenin yanında yer alarak kendi kişiliğini devletin parçası, karşısındakini ise düşman olarak görür. Devlet-hükümet ayrımını yapamamak bölünmeleri kolaylaştırır, otoritenin elini rahatlatır. Eğitimsizliğe biraz da din sosu eklediniz mi yönetmek daha da kolaylaşır…
50 milyon doz aşı sipariş etmişiz, bu da 25 milyon kişi aşılanacak demektir. Nüfusumuzun üçte biri aşılanacak yani. Oysa aşılamanın etkili olabilmesi için nüfusun %60’nın aşılanması gerekiyor. Bu durum devletin aczi değil, hükümetin aczidir. Tercihlerinin ülke insanın yararına değil farklı olmasından kaynaklanıyor. Aşı alacak paramız yok! Kesin kapatma yapamıyoruz çünkü oluşacak ekonomik zorlukları aşamıyoruz, çünkü neden yine aynı, paramız yok! Tercihlerimizi beş müteahhitten, saray yapımlarından ve diyanet bütçesinden yana kullanınca zor günlerde halka ayıracak parayı doğal olarak bulamıyoruz. Bu devleti yönetenlerin tercihi. Oysa nüfusunun yarısı asgari ücretle çalışan bir ülke tercihlerini yaparken daha dikkatli olmalı. Neden sonuç arasındaki bilgiye ulaşırsak kendi çapımızda bilim yapmış oluruz. Eğitim bu bilgiye ulaşmayı kolaylaştırır. Sadece okumak da yetmez, okuduklarımız üzerinde düşünmek de gerekir ki, bilgi bize mal olsun. Sabahattin Eyüboğlu şöyle demişti: “Bir kitapta her şeyi bulan diğer bütün kitapların düşmanıdır. Her şeyi bulduğu kitabın bile…”