Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir Kalkınma Platformu tarafından geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Ekonomi İstişare Toplantısı'na katılmak üzere gelmişti.
Kendisinden şehrin ihtiyacı olan ya da yarım kalan yatırımlar ile ilgili somut bilgiler almayı beklerken, Cevdet Yılmaz'ın konuşması tespitler, tavsiyeler ve temennilerden ibaretti.
Konuşma ve değinilen konuların beklentiden uzak olduğuna ilişkin yazımızı okumuş AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a içinde 13 hususun bulunduğu kırmızı kaplı bir dosya sunduğunu söyledi önce.
Ardından...
“Dosyanın içinde alternatif çevre yolundan vakıf arazileri ile ilgili taleplere, serbest bölgeden Tıp Fakültesi Hastanesi binasının yeniden yapılmasına, kentsel dönüşümden kırsaldaki elektrik trafolarının bakımlarına kadar şehrin hemen her ihtiyacı vardı” dedi.
Albayrak, bu işlerin ancak koşturarak ve ısrarla talep ederek olduğunu söylüyor.
Çevre yolu için Ulaştırma Bakanı'ndan, serbest bölge için Ticaret Bakanı'ndan randevu aldıklarını, Milli Eğitim ve İçişleri bakanlarını da Eskişehir'e davet ettiklerini ifade ederek, “Bu arada Kalkınma Platformu olarak Brüksel'e çıkarma yapacağız. Orada ofis açmayı düşünüyoruz. Şehrin önünü açacak her şeyi yapıyoruz” diyor.
Hazır aramışken, Yeni Parti Milletvekili İbrahim Arslan'ın, “AK Parti kamu alanı olan Dede Korkut Parkı'nı nasıl sık sık kullanabiliyor?” şeklindeki sorusunu hatırlattık Gürhan Albayrak'a...
Yakında o parkta 30 Ağustos günü “Kurtuluş Pikniği” yapacaklarını söyledi önce.
Ardından da “Pikniğimize İbrahim ağabeyi de davet edeceğim” dedi.
Bu söylediğinin sorunun cevabı olmadığını hatırlattığımızda ise “İbrahim ağabeye bir de bıyıklarını kesmesini tavsiye edeceğim. Sonuçta Özgür Özel bıyıklıları sevmiyor” diyerek Arslan'ın sorduğu, bizim de hatırlattığımız “Dede Korkut” parkı sorusunu yine havada bıraktı...
BUGÜNÜN MUTLULUĞU, YARININ KAYGISI OLACAK!
Çoğu evde şu sıralar büyük bir mutluluk yaşanıyor.
Çocuklarının üniversiteye yerleşmesinin verdiği mutluluk bu yaşanan…
Sosyal medya sayfalarına kadar yansıyor bu mutluluk.
Önce çocuklarına ait, hangi üniversitenin hangi fakültesine yerleştiğine ilişkin belge paylaşılıyor…
Üzerine de “Oğlum-kızım şu üniversitenin şu bölümüne girmeye hak kazandı. Gururluyuz, mutluyuz” benzeri ifadeler yazılıyor.
Paylaşımları gören herkes, yaşanan mutluluğa ortak oluyor.
Önce üniversiteye yerleşen çocuklar kutlanıyor…
Sonra paylaşımı yapanlar tebrik ediliyor…
Anlayacağınız, şu sıralar sosyal medya üzerinde çoğu evde yaşanan “üniversiteye yerleşme” mutluluklarına şahit oluyoruz.
Ne yazık ki bugün yaşanan bu mutluluk, yarın hüsran ve kaygıya dönüşecek.
Zira...
Bugün üniversiteye yerleşen ve bunun mutluluğunu yaşayan öğrencilerin binlercesi, kazandıkları okulu yoksulluk ve barınma sorunu nedeniyle bitiremeyecek.
Bunu nereden biliyoruz?
Önceki öğretim yılında 130 binden fazla öğrenci, yoksulluk nedeniyle okullarından ayrılmak zorunda kalmış.
Geçen yıl okullarından ayrılmak zorunda kalan öğrenci sayısı 150 bini aşmış.
Sonuç olarak:
Eğitimlerini bir şekilde tamamlayan ve iş bulamayanları söylemiyoruz bile...
Diyeceğimiz o ki; bugün üniversiteye yerleşmenin mutluluğu yaşanıyor...
Yarın bu mutluluğun binlerce öğrenci ve ailesi için kaygıya dönüşeceği gerçeği yaşanacak bu ülkede.
TABELALAR LAF OLSUN DİYE Mİ VAR?
Cadde ve sokaklarda sık sık görüyorsunuz.
Park yasağı levhalarının altında park etmiş araçlar var.
Trafiği yoğun olan caddelerin üzerinde U dönüşünün yasak olduğunu belirten levhalar var.
Ancak çoğu araç, yolun her iki tarafındaki trafiği kilitleme pahasına U dönüşü yapıyor.
Tek yön tabelaları var bazı sokaklarda.
Ancak çoğu sürücü bunu bile bile ters yönden geliyor, sokak kilitleniyor.
Sola-sağa dönülmez tabelalarına rağmen dönenleri mi ararsınız, engelli yoluna araç ve mal koyanları mı?
Aslında her yer tabela dolu ama o tabelalara uyan yok.
Enteresan olan şu:
O tabelalara uymayan sürücüleri yine o tabelalara uymaya zorlayan, uymadığında da cezalandıran bir otorite yok...