CHP'nin hiçbir yerde örgütlenemeyen örgütü!

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Eskişehir’deki siyasi pratiğine dışarıdan bakıldığında, uzun yıllardır değişmeyen bir tablo dikkat çekiyor: Kurumsal bir siyaset yerine, isimler üzerinden yürüyen bir anlayış.

***

Şehirde CHP denildiğinde çoğu zaman akla gelen şey; güçlü bir örgüt yapısı ya da tabana yayılmış bir siyasal hareket değil, belirli kişilerin bulundukları makamlar üzerinden ortaya koydukları söylem ve davranışlar olur. Bu durum zamanla bir algıya dönüşmüş; hatta CHP’nin Eskişehir’deki siyaset tarzı olmuştur.

***

Oysa siyaset, yalnızca vitrine çıkan isimlerle değil, o vitrini ayakta tutan bir örgüt yapısıyla anlam kazanır. Örgüt yoksa örgütlenmeden, örgütlenme yoksa kalıcı ve kapsayıcı bir siyasetten söz etmek de mümkün değildir. İşte CHP’nin Eskişehir’deki temel sorunu da tam olarak burada başlıyor.

***

Yaklaşan Esnaf Odaları Birliği kongresi bunun somut bir örneği. Yarışacak adaylara bakıldığında, iki isim de geçmişte AK Parti kulvarlarında meclis üyesi olarak yer almış isimler. Seçilen oda başkanlarına bakıyorsunuz; aralarında CHP’ye yakın isim yok.
Demek ki bugüne kadar esnaf odaları içinde CHP’ye yakınlığıyla bilinen güçlü bir temsil ortaya çıkmamış. Bu da partinin esnaf tabanında örgütsel bir varlık gösteremediğini açıkça ortaya koyuyor.

***

Benzer bir tablo, TOBB’a bağlı odalarda da karşımıza çıkıyor. Sanayici ve tüccar kesiminde CHP’nin belirgin bir örgütlenme gücünden söz etmek zor.
Aynı durum çiftçi derneklerinde, işçi sendikalarında ve üç üniversitesi bulunan şehirdeki öğrenci yapılanmalarında da kendini hissettiriyor.
Demek ki CHP; esnaf olsun, sanayici olsun, işçi-köylü-öğrenci olsun, bu kesimlerin hiçbirinde bugüne dek etkili ve süreklilik arz edecek bir örgüt ağı kuramamış.

***

Bugün Eskişehir’de CHP’nin görünürlüğünü büyük ölçüde sağlayan alanlardan biri mühendis odaları. Ancak bu alanın varlığı dahi güçlü bir parti örgütlenmesinin sonucu değil; daha çok mesleki yapıların kendi dinamiklerinden beslenen bir görünürlük.

***

Kısacası; ADD, ÇYDD, bir-iki Alevi derneği gibi dernekler ile birkaç işçi sendikası da olmasa CHP’nin toplum kesimleri ve katmanları arasında esamesi okunmayacak.

***

Sonuç olarak CHP, Eskişehir’de örgütsel bir siyaset üretmekte zorlanıyor. Bu nedenle siyaset, kurumsal bir akıl ve geniş tabanlı bir yapı üzerinden değil; aralarında bırakın CHP’li olmalarını bir tarafa, doğru dürüst bir ideolojisi bile olmayan isimlerin kişisel çıkışları ve bireysel duruşları üzerinden ilerliyor.

***

Ve tam da bu yüzden şehirde CHP siyaseti denildiğinde akla bir “örgüt”ten çok, belediye başkanları, milletvekilleri ve il başkanının eylem, söylem ve davranışları ile sınırlı “isimler” geliyor.

***

Örgüt ve örgütlenme olmayınca CHP, Eskişehir’de o sözünü ettiğimiz kişilerin götürdüğü yere gidiyor.

YATAK KAPASİTESİNİN SÜREKLİ DÜŞÜRÜLMESİNDEN BELLİYDİ ZATEN...

Yatak kapasitesinin sürekli düşürülmesinden belliydi zaten...

***

MHP ve AK Parti il başkanları ardı ardına “750 yataklı” diye açıkladı, yıkılan Devlet Hastanesi arsasına yapılacak olan yeni hastanenin yatak kapasitesini...

***

Söz konusu hastane 2025 yılı yatırım programına girmeyince, birden 600 yatak kapasitesine düşüverdi.

***

Aradan zaman geçti, yapılacağı söylenen yeni hastane 2026 yılı yatırım programına da girmedi.

***

Ama bu arada yatak kapasitesi nasıl olduysa 590’lara düştü.
750’den başlayıp 590’lara kadar düşen yatak kapasitesine ilişkin açıklamalar internette duruyor, merak eden açıp bakar.

***

Yapılacağı sözü verilen hastane binası, yatak kapasitesinin giderek düşürülmesiyle zaten süreç içinde sıfıra kadar düşeceği belliydi.
Galiba zahmetli olmasın diye düşünmüş olmalılar ki hastanenin yerini özelleştirerek, yatak kapasitesini de böylece sıfırlamış oldular!

BOZAN DA “DÜZELTECEĞİZ” DİYEN DE YILLARDIR HEP AYNI...

Ülkeyi yönetenler çıkıyor:
“Ülkemizin riskini azaltacağız” diyor.
Kimse de kalkıp “Ülkenin riski niye fazlaydı?” diye sormuyor.

***

Yönetenler çıkıyor:
“Ülkemizi güvenli hâle getireceğiz” diyor.
Yine kimse çıkıp “Ülke niye güvensiz hâle geldi?” diye sormuyor.

***

“Üretimin önünü açacağız” deniyor, “Üretimin önü niye tıkalıydı?” diye sorulmuyor.
“Yatırımcıya kolaylık sağlayacağız” deniyor, “Bugüne kadar neden zorluk çıkarıldı?” diye sorulmuyor.
“Kamuda artık tasarruf yapacağız” deniyor, “Bugüne kadar neden savurganlık yapıldı?” denilmiyor.

***

İşin ilginç tarafı, denilenler de yapılmıyor!
Ne diyelim?
Bu ülkede yaşayanlar, savrulan paraların aslında kendi paraları olduğunun hâlâ farkına varmıyor!

***

Bozanla, “düzelteceğiz” diyenler hep aynı; dinleyenler ama hiçbir şeyin düzeldiğine şahit olmayanlar ayrı...