CHP il başkanı orkestra şefidir...

Abone Ol

Siyasi partilerde bazı görevler vardır ki yalnızca bir unvan değildir; aynı zamanda büyük bir sorumluluğu ve dengeyi temsil eder. CHP’de il başkanlığı da tam olarak böyle bir makamdır.

***

CHP’de il başkanı, bulunduğu şehirde genel başkanın temsilcisidir.
Aynı zamanda o şehirde genel başkanın yetkileriyle donatılmıştır.
Partinin milletvekilleri şehir sınırına girdiği andan itibaren il başkanının koordinasyonunda hareket eder. Belediye meclisinde ise il başkanı, parti grubunun doğal başkanıdır.

***

Kısacası…
Bir şehirde CHP adına konuşulacaksa, siyaset üretilecekse ve parti politikaları uygulanacaksa en etkili ve en yetkili isim il başkanıdır. Yaşanan problemlere müdahale edecek olan da il başkanıdır.

***

Bu nedenle il başkanı; ne milletvekillerinin ne de belediye başkanlarının hesap sorabileceği bir makam değildir. İl başkanının üzerinde yalnızca partinin en üst organları olan Kurultay, Parti Meclisi ve Genel Başkan vardır. Sorumluluğu da doğrudan bu makamlara karşıdır.

***

Tam da bu noktada il başkanlığı görevini anlatan güzel bir benzetme yapılabilir:
Orkestra şefliği.

***

Bir orkestrada her enstrüman önemlidir. Kemanın, piyanonun, flütün ya da davulun ayrı ayrı değeri vardır. Ancak hepsini uyum içinde tutan, eserin ritmini belirleyen ve ortaya çıkan müziğin ahengini sağlayan kişi orkestra şefidir.

***

Orkestra şefi, orkestradaki uyumu bozan sesi duymazdan gelemez.
Eserin ritmini bozan aykırı bir sesi görmezden gelemez.

***

Eğer konser sonunda ayakta alkışlanmak istiyorsa, konser sırasında ortaya çıkan uyumsuzluklara anında müdahale etmek zorundadır.

***

Orkestra şefinin elindeki sopa ise yalnızca bir aksesuar değildir. O sopa, şefin orkestrayı yönetme yetkisinin ve otoritesinin simgesidir.
Eğer dinleyiciler o sopanın kemancının ya da piyanistin eline geçtiğini fark ederse, konser de orada biter; şefin karizması da.

***

Bugün CHP il başkanlarının önündeki en büyük görev de tam olarak budur.
Parti içinde yaşanan ve zaman zaman kamuoyuna da yansıyan tartışmalar karşısında, il başkanlarının o sopayı eline alması, taburesine çıkıp orkestrayı kimseyi ayırmadan adaletli bir şekilde yönetmesi gerekir.

***

Çünkü siyaset de tıpkı bir konser gibidir.
İnsanlar güzel bir eser dinleme beklentisiyle gelir. Ancak sahnede uyumsuzluk, kakofoni ve tartışma varsa dinleyici salondan memnuniyetsiz ayrılır. Bu da yalnızca o anı değil, eserin kendisini bile gölgede bırakır.

***

Sonuç olarak…
İl başkanı; milletvekillerini, belediye başkanlarını, ilçe başkanlarını, yöneticileri ve belediye meclis üyelerini haklı oldukları her konuda sonuna kadar savunan, ancak haksızlık karşısında da “Orada dur bakalım” diyebilen, kimseye de minnet borcu olmayan kişidir.

HANGİSİ KAYBEDENLER KULÜBÜ?

Dündar Ünlü'nün il başkanlığı yaptığı 2014-2018 yılları arasında ekibinde yer alan isimler zaman zaman bir araya geliyor.

***

Ekibin içinde o dönem il ve ilçe yönetimlerinde, belediye meclislerinde, mahalle temsilciliklerinde yer almış tecrübeli isimler var.

***

Üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen o dönem oluşturulan ekip hâlâ birlikteliğini ve bağlılığını kaybetmemiş vaziyette.

***

Önceki gün geleneksel hâle getirdikleri iftar yemeğinde yine bir araya gelmiş ekip.
Kalabalık bir katılımın olduğu, milletvekili Ayşen Gürcan'ın da iştirak ettiği bir iftar olmuş.

***

Hatırlayan olacaktır, Dündar Ünlü milletvekili aday adayı olmak için il başkanlığı görevinden istifa ettiğinde yerine ekibi içinden Murat Özcan il başkanlığı görevine vekâleten atanmıştı.

***

Dündar Ünlü o seçimde dördüncü sıraya konulmuş, AK Parti o seçimde 3 vekil çıkardığı için vekil seçilememiş, çoğu partiliye göre büyük haksızlığa uğramıştı.

***

İşte o seçimin ardından bu ekip adeta tasfiye edildi.
Aralarında seçim geçirmiş tecrübeli isimlerin bulunduğu ekip resmen köşeye itildi.
O günden bu yana aynı ekip parti içi meselelere ne dahil oluyor ne de taraf oluyor.
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi sık sık bir araya gelip birlikteliklerini sürdürüyor.

***

İşin ilginç tarafı, zaman zaman bir araya gelmelerin “Bir şeylerin hazırlığı mı?” sorularına ekipteki her bir isim “Biz kaybedenler kulübüyüz” esprisini yapıyor...

***

Espri bir yana, kaybedenler kulübü sahiden bu ekip mi, yoksa ekip kenara itildikten sonra Eskişehir'de sürekli düşüşe geçen AK Parti mi; işte o tartışılır...

HERKES HER ŞEYDEN SORUMLU OLUNCA...

İşçiler kendi can güvenliğini sağlamaktan, suçsuzlar suçsuz olduklarını, haklılar haklı olduklarını ispat etmekten sorumlu ya bu ülkede...

***

Öğrenciler eğitimlerini finanse etmekten sorumlu, kadınlar şiddet ve tacize karşı mücadele etmekten sorumlu ya...
Ekonomi bozulduğunda aynı vergiyi iki kere ödemekten, yaşanan afetler sonrası IBAN’lara para göndermekten sorumlular ya...

***

Emekliler 14 bin lira ile geçinme mucizesini göstermekten, kiracılar maaşının neredeyse tamamını ev sahibine vermekten, bebekler hastanede ölmemekten, çocuklar okula aç gidebilmekten, gençler gelecek endişesi yaşamaktan sorumlu ya.

***

Ormanlar yakılmamaktan, sahiller talan edilmemekten, madenciler canlarını korumaktan, seçmenler seçimlerde oyların güvenliğini sağlamaktan, vatandaş kriz ortamında soğan-ekmek yiyerek idare etmekten, hayvanlar kendi can güvenliğini sağlamaktan sorumlular ya.

Kısacası...

***

Ülkede sorumlu olması gereken kişi, kurum ve kuruluşların haricinde resmen herkes her konuda sorumlu ya...