Büyükerşen'siz Eskişehir siyasetinin kafalarda oluşturduğu tereddüt...

Abone Ol

Eskişehir'de, beş dönem, yani 25 yıl süreyle büyükşehir belediye başkanlığı yaptı Yılmaz Büyükerşen.
Büyükşehir belediye başkanlığı ile siyasete girdi, başkanlığının sona ermesiyle siyasetten çıktı.
Zira…
DSP'de başladığı siyasi yaşamını, geçtiğimiz günlerde CHP'de sonlandırdığını resmen açıkladı.

***

25 yıl boyunca hem DSP'nin hem de CHP'nin Eskişehir'de tek söz sahibi olan ismiydi.
Her iki partide de meclis üyelerinden milletvekillerine kadar belirleyici hep oydu.

***

Partinin yolunu dahi bilmeyen, arkasından üç partilinin bile gitmeyeceği bazı isimleri bir yerlere taşıdığı da oldu; yılların particisi olan bazı isimlerin bir yerlere gelmesini engellediği de…

***

Son yapılan 2024 seçimleri öncesinde bile, “Seni aday yapmayı düşünmüyoruz” denildiğinde, yerine gösterilecek ismi yine bir şekilde kendisi belirledi.

***

Sonunda, “Siyasi hayatımı noktalıyorum” açıklaması yaptı bir törende.
“Yaşam boyu onur ödülü” aldığı sahnede, siyasi yaşamını sonlandırdığını ilan etti.
Söyleminde kırgınlık, kızgınlık, hatta öfke vardı…

***

O, “Siyaseti noktalıyorum” açıklaması yapmamış olsa da, pek çok kişi zaten artık belediye başkanı olmayacağı için siyaset sahnesinde de olmayacağını kestiriyordu.
Yani…
Büyük bir çoğunluk, Büyükerşen'in siyasette işinin bittiğini zaten düşünüyordu.
Hatta…
Büyük bir çoğunluk, “Eskişehir'de Yılmaz Hoca dönemi tamamen bitmiştir” yorumunu zaten yapıyordu.
Dahası…
Büyük bir çoğunluk, “Yılmaz Hoca artık partide de Eskişehir'de de aktör olamaz” tahminini zaten yürütüyordu.

***

Eskişehir'de bundan böyle Büyükerşen'siz bir siyasetin olacağına dair düşünce, yorum ve tahminler hâlâ daha kuvvetli bir şekilde dile getiriliyor…
Ancak bu düşünce, söylem ve tahminler dile getirilirken dikkat çeken ilginç bir durum da gözlerden kaçmıyor.
Şöyle ki;
Eskişehir'de artık Yılmaz Hoca devrinin kapandığını söyleyenler, bu tahminlerini dile getirirken bile “Her an ortaya çıkıp yine belirleyici olur mu?” tedirginliğiyle konuşuyor!

***

“Artık onun işi bitti” diye kesin hükümle konuşanlar, kurdukları cümlenin sonuna hâlâ “Yine de ne olur ne olmaz” ihtimalini eklemeyi ihmal etmiyor!

***

“Eskişehir'de artık Yılmaz Hoca'sız yeni bir sayfa açılıyor” diyenler dâhil, o yeni açılan sayfanın içinden siyaseti noktaladığını ilan eden Büyükerşen'in bir şekilde çıkacağı ihtimalini hâlâ es geçemiyor!

***

Sonuç olarak:
Siyaset, Büyükerşen'in kafasında gerçekten bitti mi bitmedi mi bilemeyiz…
Ancak…
“Artık bitti” diye düşünen çoğu kafada bile, Büyükerşen'in siyaseti noktaladığı söyleminin hâlâ tereddüt oluşturduğu açıkça hissediliyor…

ESKİŞEHİR'İN 2026 YILINDA YAPACAĞI İLK İŞ…

Zaman yönetimi ile ilgili, Eisenhower Matrisi ismiyle anılan bir sistem var.
Bu sistem, özetle insanların görevlerini iki ana kriter üzerinden değerlendirmelerine olanak tanıyor.

***

İki ana kriter, aciliyet ve önemden oluşuyor ve yapılması gereken görevler bu iki kritere göre dört ayrı kategoriye ayrılıyor.

***

Bu kategoriler de:
1- Acil ve önemli.
2- Acil ama önemsiz.
3- Önemli ama acil.
4- Ne acil ne de önemli olarak sıralanıyor.

***

İlk kategori görevlerinin hemen yapılması gerekiyor.
İkinci kategori görevleri, yapılması gereken ama hemen yapılmasına gerek olmayan görevleri içeriyor.
Üçüncü kategori görevleri, önemli olan ama zamanında yapılmayan görevler içine giriyor.
Dördüncü kategori görevleri ise zaman kaybı olarak değerlendirilecek görevler olarak belirleniyor.

***

Bu sistem, hizmette verimliliği artırdığı gibi zamanın daha iyi kullanılmasına, daha fazla iş üretilmesine ve ihtiyaçların da zamanında karşılanmasına katkı sağlıyor.
Öte yandan, bu sistemde önemli ve acil işlerin birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
Zira…
Bu ikisi birbirine karıştırıldığında sıkıntı çıkıyor.

***

Şimdi buradan yola çıkacak olursak; Eskişehir'in hemen halledilmesi gereken acil ve önemli konularının başında, sağlıksız durumda olan ve depreme karşı direnci bulunmayan, sayısının da 5 binin üzerinde olduğu söylenen binaların sağlıklı hâle getirilmesi geliyor.

***

Eskişehir'i yönetenlerin, 2026 yılında özellikle yukarıda dile getirdiğimiz sistem çerçevesinde, gerekirse bütün işleri askıya alıp Eskişehir'in acil ve önemli ilk maddesi olan dönüşüm işine yoğunlaşması, bütün enerji ve kaynaklarını da bu yönde kullanması zorunluluğu var.
Zira…
Deprem kimsenin keyfini beklemeyecek…
Geldiğinde de kimsenin “Pardon” deme şansı olmayacak…

***

NOT: Bakın, bir ay sonra Kahramanmaraş depreminin üzerinden 3 yıl geçmiş olacak. Bu üç yılda yapılanlara rağmen, depremin etkisine maruz kalan şehirler hâlâ kendine gelemedi. Birkaç dakikalık sarsıntının yarattığı yıkım hâlâ onarılamadı. O yüzden, başımıza gelen musibetin hepimizi akıllandırması dileğiyle…

BU DOĞRU DEĞİLDİR UMARIM…

Asgari ücretin artmasıyla birlikte maaşlar az da olsa zamlandı.
Öte yandan…
Yine asgari ücretin artmasıyla birlikte işverenin maliyetleri de aynı oranda, az da olsa arttı.

***

Birkaç gündür kulağımıza şöyle şeyler geliyor:
Bazı işverenler çalışanlarına açık açık, “Bankadaki maaş hesabına yeni asgari ücret tutarını yatırırım. Ancak yapılan zam oranını elden geri alırım” diyormuş.

***

Bazı işverenler ise çalışanlarının elden para vereceğine güvenmediği için, “Maaş kartlarınız bende olacak. Yatırdığım maaşı ben çekeceğim ama size eski ücreti vereceğim” diye söyleyip, “Başka çarem yok. Kabul ederseniz bu şekilde çalışın. Aksi takdirde yollarımızı ayıralım” diye de ekliyorlarmış.

***

Eğer bu duyduklarımız doğruysa, durum çok fena…
Zira…
Bu durum, her iki tarafın da çaresizliğini ortaya koyuyor sanki…