Büyük saati kim bozdu: Kim düzeltecek?

Abone Ol

Tarihin dev saatinin fena halde bozulduğu zamanlarda yaşıyoruz. Artık doğruyu göstermiyor. Baksanıza dünyanın durumuna: O saate göre olması gerekenler olmuyor, ama olmaması gerekenler bol bol oluyor. O yüzden pek çok şeyi anlamakta ve açıklamakta zorluk çekiyoruz. Yalnızca Donald Trump’ın son yaptıklarından söz etmiyorum! Sanki tarih boyunca öğrenilmiş bütün temel “doğrular” askıya alınmış. “İptal edilmiş” demiyorum. “Askıda”. Evet, büyük saat bozuk! Ve daha da bozuluyor. Umarım saatlerin yeniden ayarlanacağı “büyük harp”” sonrası beklenmiyordur.. Bu kez bir “sonrası” olmayabilir. Büyük gökbilimciler, uzayda şimdiye kadar başka canlılara rastlanmasa da soyu tükenmiş canlı türlerinin izleri olabilir diyorlar. Bu işin şakası yok!

SAAT NASIL BOZULDU? BİR ÖRNEK

Kimi zaman galiba “sihirbazın çırağı” gibi birileri orasını burasını kurcalayarak bozdu ve nasıl tamir edeceğini bilmiyor diye düşünüyorum.
Saat eskiden de tam doğru değildi. “Aydınlanma” süreci yarım bin yıllık bir saat tamiriydi. Bilim hurafeyi kovuyor, insana salt insan olduğu için saygı duymayı baş değer ilan ediyordu. Özgürlük, demokrasi, eşitlik ve adalet onun türevleriydi. Tarihin yelkovanının hep daha iyi ve doğruyu göstereceğine inanılıyordu. Geri dönülmez “ilerleme “ insanlığı altın bir çağa götürmekteydi.
O artık zayıf değildi , emrinde gücüne güç katan teknolojiler vardı: Buhar, elektrik, bilgisayar, internet….
Müthiş şeyler.. Gelin görün ki, büyük alarm da orada çalmaya başladı.
Dijital Tufan adlı kitabımda bunu “devrim evrimi geçti” şeklinde sloganlaştırmıştım. Teknolojik devrim büyük bir sıçrama yapmış, insanın evrime göre binlerce yıllık geçmişte oluşmuş enformasyon işleme kapasitesini geçmişti.
Evrilmiş insan, henüz “homo super communicatus” olmaya hazır değildi.

BÜYÜK ÇATIŞKI

Büyük çatışkıyı görüyor musunuz? Homo sapiens “bir anda” her yerle iletişim kurma yetisini elde etmiş, ama beyninin işleme kapasitesi eskisi gibi, yani sınırlı.
Teknolojik devrim on yıllarda gerçekleşmişti, duyusal evrim ise bin yıllar gerektiriyordu...
21. yüzyılda üçüncü on yılında bu çatışkının etkilerini, yansımasını, ürkütücü sonuçlarını her yerde görmekteyiz. Amansız enformasyon gürültüsü ortasında , algoritmalarla uyuşturulmuş kitleler için doğru ile yanlış eşitlenmiş, hatta doğrunun karşısına dikilmiş durumda.
Ekonomik ve siyasal düzen, (Neoliberal Kapitalist sistem,) bu çarpık durumun sürmesi ve daha kötüleşmesi için siyasete ağırlığını koyuyor, anti-iletişim tayfasını cephesini besliyor, bozulan saatin düzelmemesi için olası tamircilere karşı savaş açıyor.
Beklemek bir seçenek değil. “İnsanlığın” etkin müdahalesine ihtiyaç var!

KİM YAPACAK?

Bu müdahaleyi kim nasıl yapacak? İnsanlık adına kim konuşacak?
Bu yaşamsal soruya şu an cevap veremiyoruz.
Bir ara, kimileri, saatin tamiri için kendisinden daha akıllı olabileceğini kabul ettiği Yapay Zekayı bekliyordu. Benim bile bu düşünceyi ilginç bulduğum olmuştu.
Artık o kadar emin değilim.