Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararıyla Özgür Özel yönetimi tedbiren uzaklaştırıldı, Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi parti yönetimine geri döndü.
Böylece “butlan olursa ne olur” aşaması geçilmiş oldu.
Şimdi mesele, bu kararın sahadaki etkisinin nasıl şekilleneceği sorusunun cevabının aranmasına geldi...
***
Gelinen noktada, hukuki olarak kazananın Kılıçdaroğlu ekibi olduğu görülürken siyasi olarak kısa vadede avantajlı görünen tarafın ise iktidar olduğu ortada.
Burada kaybeden ve en riskli pozisyona düşen taraf ise CHP ve CHP’nin kurumsal bütünlüğü.
Çünkü şu anda CHP’nin önünde üç büyük kriz aynı anda oluşuyor:
Birincisi: İki farklı siyasi merkezin ortaya çıkmasıyla birlikte partide, mahkeme kararıyla dönen yönetimin mi yoksa kurultay iradesiyle gelen yönetimin mi muktedir olacağı bir meşruiyet sorunu yaratmış vaziyette.
***
İkincisi: İl örgütleri, belediyeler ve milletvekilleri arasında saflaşma ihtimali yüksek. Özellikle büyükşehir belediyelerinin hangi çizgide duracağının belirleyici olacağı bir tablo var.
Üçüncüsü: Seçmen tüm bu olup bitenleri “iktidar ve yargı müdahalesi” mi yoksa “parti içi hesaplaşmanın bir sonucu” mu olarak okuyacak?
***
Yaşanma ihtimali yüksek bu üç krizin sonrasında bu hengâmeden hangi tarafın kazançlı çıkacağını söylemek zor ama kazançlı çıksa dahi Kılıçdaroğlu’nun aslında kaybedeceği bir sonucu şimdiden görmek mümkün...
Zira...
***
Kılıçdaroğlu, mutlak butlana kadar giden süreçte durduğu yer itibarıyla CHP’ye 14’üncü seçimi de kaybettiren bir siyasetçi konumuna çoktan düştü...
SÜLLÜ VE ÖZKAR ARASINDA GERGİNLİK YAŞANMIŞ...
Mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası CHP il binası önünde yapılan basın açıklaması öncesinde küçük çaplı bir gerilim yaşanmış.
***
Belediye başkanları Ayşe Ünlüce, Kazım Kurt ve Ahmet Ataç’ın da katıldığı açıklama öncesinde, milletvekili Jale Nur Süllü’nün televizyonlara durum değerlendirmesi yaparken, “Bütün genel başkanlarımız saygıyı hak eder. Ben hiçbir zaman o’cu ya da bu’cu olmam. Ben CHP’liyim” sözleri üzerine eski il başkanlarından Sinan Özkar, Kılıçdaroğlu’nu kastederek, “Ben o .... saygı falan duymuyorum” diye bağırmak suretiyle tepki göstermiş.
***
Gerilim, orada bulunanların araya girmesi ve telkinleriyle daha da büyümemiş. Ancak şahit olanların anlattığına göre, olayın milletvekili Süllü’nün sözlerinin Kılıçdaroğlu’na tepki gösterilmemesi gayreti olarak algılanması nedeniyle yaşandığı belirtilmiş.
ASLINDA CHP BUTLAN ÖNCESİNDE ZİHNEN BÖLÜNMÜŞTÜ...
Özgür Özel her ne kadar “Biz yedek partiyi butlan için değil, kapatma kararı ihtimaline karşı hazırladık” diye açıklasa da önceki akşam verilen mutlak butlan kararının ardından, CHP’nin önümüzdeki süreç içinde bir bölünme yaşayıp yaşamayacağı merak ediliyor...
***
Aslında CHP’nin resmen bölünmesine, iki farklı parti olmasına gerek yok; zaten parti uzun süredir farklı siyasi akılların aynı çatı altında durduğu bir yapı hâline gelmiş durumdaydı.
***
Tartışma, kişiler kadar “CHP neyin partisi olacak?” sorusu etrafında da dönüyordu.
Asıl mesele CHP’den yeni parti çıkması değil; parti içinde ortak dil ve ortak yön duygusunun zayıflaması, hatta kaybolmasıydı.
***
Bir parti bazen hukuken değil, zihnen bölünür ya; işte CHP’nin içinde yaşanan bölünme tam da böylesine bir bölünmeydi. Yani parti, butlan kararı öncesinde söz konusu bölünmeyi çoktan yaşamıştı aslında...