Hasan Basri Yalçın, Eskişehirli…
Önümüzdeki seçimlerde Eskişehir’den milletvekili adayı gösterilmesi kuvvetle muhtemel. Hâli hazırda AK Parti’nin en üst organlarından MYK’da görev yapıyor ve İnsan Hakları’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturuyor.
***
Eskişehir milletvekili Nebi Hatipoğlu da partinin önemli organı olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nda yer alıyor.
***
Diğer milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan…
Her ikisi de bakanlık yapmış, devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş isimler. Bugün ise sadece milletvekili değiller; TBMM’de iki kritik komisyonun başkanlığını yürütüyorlar.
***
Mürsel Çavdar da MKYK’da görev alan bir başka Eskişehirli.
Kadın ve gençlik kollarındaki temsilciler, parti müfettişleri… Onları saymaya bile gerek yok.
***
Özetle;
Eskişehir’in AK Parti içinde güçlü bir temsiliyeti var gibi görünüyor.
Bir genel başkan yardımcısı, birden fazla MKYK üyesi, eski bakanlar ve etkili milletvekilleri…
Peki sonuç?
Yıkılan Devlet Hastanesi’nin yerine yenisinin yapılacağı sözü verilmişti.
Açık, net ve kamuoyuna duyurulmuş bir söz…
Ama ne oldu?
Bir gecede alınan karar ve Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile o alan özelleştirildi.
Ve böylece verilen söz fiilen ortadan kalktı.
***
Daha vahimi ne biliyor musunuz?
Bu kadar güçlü görünen siyasi kadrodan tek bir ciddi itiraz gelmedi.
“Biz bu şehre söz verdik” diyen çıkmadı.
“Bu karar yanlıştır” diyebilen olmadı.
***
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Eskişehir, yıllardır benzer tablolarla karşı karşıya.
Şehir adına güçlü temsiliyet beklentisi var…
Ama ortaya çıkan sonuç, sessizlik ve teslimiyet.
Düşünün…
Sözü verenler aynı.
O sözü boşa düşüren kararın sahibi de aynı iktidar.
Ve o sözün arkasında durması gerekenler de yine aynı isimler.
Ama ortada ne söz var…
Ne de o sözü savunan bir irade.
Artık bu mahcubiyetle nasıl başa çıkılır?
Kendileri bilir!
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
HANİ FİYALARI DENGELEYECEKTİ?
Tarım Kredi Kooperatifi marketleri, diğer zincir marketlerin ürün fiyatlarına kafalarına göre zam yapmasını engellemek üzerine açıldı.
***
Sözde Tarım Kredi Kooperatif marketlerinde ürün fiyatları sabit tutulacak, insanlar alışverişlerde bu marketleri tercih edecek, bunun üzerine diğer zincir marketler bırakın ürünlere ikide bir zam yapmayı, fiyatlarını daha da aşağıya çekmek zorunda kalacaktı.
Böylelikle piyasaya bir denge gelecekti.
***
Dün bir dostumuz üşenmemiş önce söz konusu Tarım kredi Kooperatifi marketlerine, sonrasında da üç ayrı zincir markete giderek, ürün fiyatlarını karşılaştıran bir liste çıkartmış...
***
Çıkarttığı listede, Tarım kredi Kooperatifi marketlerinde diğerlerine oranla ucuz olan bir tek peçetenin olduğunu tespit etmiş.
Öte yandan, listesinde en az 25 ürünün Tarım Kredi Kooperatifi mağazalarında daha pahalıya satıldığını, bu ürünler arasında temel gıda maddesi olan un, süt, süt ürünleri,yumurta ve et olduğunu ortaya çıkartmış...
***
Anlaşılan o ki; market fiyatlarını dengelemek için kurulan Tarım kredi Kooperatifi marketleri bırakı fiyatları dengelemeyi, market fiyatlamasının resmen önüne geçmiş!
Bu arada yaptığı görev zararı da cabası...
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BU GİDİŞLE BU YAZIYI DAHA ÇOK YAZARIZ...
Yönetenler, eğer karşılarında örgütlü bir toplum yoksa, kafalarına ve çıkarlarına göre yönetir.
Eğer örgütlü bir toplam varsa, o örgütlü toplum o yönetenlere ülkeyi ne şekilde yönetmesi gerektiğini dayatır.
Hiçbir yönetim örgütlü topluma rağmen “Ben isterim olur” mantığını yönetim tarzı olarak belirleyemez.
Dolayısıyla...
Bir ülkede hakkı, hukuku, adaleti, liyakati sağlayan aslında örgütlü toplumdur.
***
Ama gelin görün ki ülkede örgütlü toplumu ara da bulasın!
Sendikalar üyelerine dahi güven veremez bir hale gelmiş vaziyette, birkaç yöneticinin kendilerine çok da güzel konfor alanı yarattığı yerler haline gelmiş.
***
Oda ve dernekler sanki koltukları evlerinden getirmiş gibi oturdukları makamda az 3-4 nesil üyeleri görmüş kişiler tarafından adeta parsellenmiş.
***
Sivil Toplum Kuruluşlarının, evde oturmaktan sıkılan insanların hobi edindiği sohbet mekanlarından farkı kalmamış.
***
Muhalefet partileri deseniz, yaptıkları işi üyelerine bile beğendiremeyen, halktan tamamıyla kopuk, var olan enerjilerini de parti içi mücadeleye harcayıp, olanı bile bölmek için uğraşan topluluklara dönüşmüş.
***
Böylesine bir örgütsüzlüğün yaşandığı ülkede hiç kusura bakmayın, ne hazırlanan bütçe halkın bütçesi olur, ne de belirlenen asgari ücret çalışanların lehine belirlenen ücret olur.
***
Yukarıda da dedik ya;
Örgütlü toplumlar, yönetenleri bir anlamda yöneten toplumlardır.
Örgütsüz olan toplumlarda da yönetenler vurur enseye tokadı, alır ağzındaki ekmeği.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,