Borçsuz belediye yoktur, korkak başkanlar vardır!..

Abone Ol


Başlıktaki değerlendirme doğrudan bana ait değil. Bir zamanların irili-ufaklı kentlerin belediye başkanlarının çoğuna yönelik eleştirilerin bir parçası.

O dönemleri yaşayan bir kentli, gazeteci olarak, en azından Eskişehir’in gelmiş- geçmiş başkanlarına saygı nedeniyle “korkak” yakıştırmasını seçtim ki, muarızlarının seçtiği daha ağır yakıştırmaları atlamış olayım. En azından yazı başlığında okurun gözüne sokmuş olmayayım. Öyleyse, siyasette gelecek düşüncesi olan Başkanlar için en ürkütücü yakıştırmayı söylemem gerekecek;

-Beceriksiz Başkan!..

Beceriksizliğinin kanıtının ne olduğunu da ekleyeyim;

-Kentin insanının günlük-sosyal ihtiyaçlarını gidermek adına borç bulamamak!..

Niye borç aranır ki, derseniz onun tek bir yanıtı vardır;

-Yerel yönetimlerin, yani belediyelerin öz kaynaklarının yetersizliği!..

Merkezi yönetimin, yani Ankara’dan devleti yöneten hükümetlerin bir zamanların sloganı da bu noktada işe yaramaz. Neydi o?

-Ödediğiniz vergiler yol-su-elektrik olarak size geri dönecektir!..

Belediyelerin eti-budu yok ki!..

Belediyeleri yönetenlerin aklına bile gelmez böyle bir hayal!.. Hadi aklıma geliveren bir-iki gelir kaynağını örnekleyelim;

-Bazı esnaf ve mekanlardan alınan Pazar açma ruhsatı. Elde makbuz, pazarcılardan tahsil edilen işgaliyeler, sinema-tiyatro biletlerine eklenen eğlence rüsumları ve benzer diğerleri…

Belki ironi yaptığım düşünülebilir ama bu gelir kalemleri belediye bütçelerinin gelir faslında, “ciddiyetle” tartışılırdı. Zira bunlar, bir anlamda kent halkına “dolaylı vergi” olarak yansıyacaktır. Hükümetlerin “yol-su elektrik” vergileri “kader diye” sineye çekilirdi de (Bugünlerde olduğu gibi) Belediye bütçelerinin gelir kalemlerindeki artışlar kıyamet koparırdı…

Sadece Başkanları eleştirilmekle kalınmaz, “iktidar-muhalif” tüm belediye meclis üyeleri de kısmetine düşeni alırlardı bu eleştirilerden…

Son 20-30 yıllık geçmişte “Mahalli yönetimler” yasalarında yapılan kademeli değişikliklerle Belediyelerin gelir düzeyleri epey yükseltildi. Örneğin, doğrudan devlet bütçesine giren Emlak Vergileri Belediyelerin gelir kalemlerine terkedildi..

Yorgan-döşek Bakanlık bahçesi!..

Hal böyleyse icranın başındaki “siyasi kimlikli” Belediye Başkanlarının tek çaresi;

-Ankara’daki ilgili Bakanlığın kapılarını aşındırmak!..

Araya yerel siyasetçileri de sokarak hibe ya da borç anlık ihtiyacı karşılayacak “para koparmak” eylemi yani. “Bakanlık Kapılarını aşındırmak” çaresizliğin en hafif ifade yöntemi. Daha da “inatçı Başkan” örneklerini anlatan şu türden haber başlıkları hiç “garip” karşılanmazdı;

-Şu kentin Belediye başkanı ödenek koparmak için Maliye Bakanlığı’nın bahçesine çadır kurup, yatak-yorgan serdi!..

Gerçekten de “olağan sayılan” haberdendi. Genellikle de iktidardaki partisinden değil de muhalefetteki partilerden birinin adayı olarak seçilen belediye başkanlarının başvurduğu yöntemlerden biri yani…

Sebahattin Günday, akılsız Başkan!..

Buna ilişkin bir Eskişehir anısı… 1965-73 arası Adalet Partisi adayı olarak iki dönem Belediye Başkanı seçilen rahmetli Sebahattin Günday, 2. Dönemin sonlarına doğru “Demokratik Parti”ye geçtiğinde AP’nin yerel yöneticileri tarafından sert biçimde eleştirilmiş ve uyarılmıştı;

-Bakalım hükümetten nasıl para koparacaksın!...

Koparamamıştı nitekim. Ay başlarında personel giderlerini ödeyebilmek için Esbank’ın kredisine başvurmak zorunda kalmıştı… Başlıktaki bir başka eleştirme sıfatıyla;

-Akılsız Belediye Başkanı!..

Bütün bunlar nereden geldi aklımıza?.. Son günlerde yerel gazetelerimizde sıkça yer bulan haberler nedeniyle;

-Belediye Meclisi Başkan’ın Borçlanma yetkisi verilmesi isteğini kabul etmedi!..

Bunlardan biri de Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen’e 60 Otobüs alımı için yetki talebinin mecliste geri çevrilmesi!..

Üstelik de borçlanma istemi, devlet kaynaklarından değil. Kamu ya da özel bankalardan herhangi birinden;

-Demek ki Büyükşehir gelirlerine güveniyor başkan…

Uzatmayalım isterseniz, başlıktaki bir zamanların gerçeği, günümüzün ironisiyle noktalayalım;

-Korkak ya da beceriksiz başkan olarak anılmak istemiyor Yılmaz Hoca!..