Öyle fazla bir şey beklemeyeceksin yaşamdan
Sana sunduklarının içinden seçeceksin iyi ve güzel olanları
Kötülerle bir güzel harmanlayıp
Bak ne hoşluklar yaşadım deyip
Anacaksın hani o özellikle de çocukluğunun
bulutsuz mutlu günlerini.
bir basit paylaşım
çinko tabaktaki
dumanı üzerinde sıcak çorbanın tadı
bir güzel melodi
bir sıcak yaz günü
çiçek kokulu bahar
hiç unutamadığın ilk aşkın
daha ne olsun ki?
Hani kediciklerin bebeklik çocukluk dönemindeki
O güzel az sayıdaki günleri gibi..
Ve vakti geldiğini hissettiğinde
Çok da direnmeden çok da nazlanmadan
Asılmadan yapışmadan
Bırakıvereceksin kendini
Bilinmez ki hep söylenen
ama kimselerin sırrına eremediği öbür tarafta
Belki de daha çok mutlu günün olacak buradakinden..
Evet… Üzgünüm, ne yazık ki bizim cephede, yani “hayvan hakları korumacılarının” cephesinde iyi, güzel, muştulu bir gelişme yok. Tersine hemen her gün, masum canlarla ilgili sıkıntılı, üzücü, çaresizliği tavan yaptıran gelişmeler var. Koca koca devlet adamları kocaman masalarda toplanmış, sahipsiz köpeklerle ilgili kararlara imza atmakta. Yıllarca biz hayvan hakları savunucularının uyarıları, ricaları, yalvar yakarlarını dinlemeyen, köpek popülasyonunun artışının önüne geçilmesi için yasanın da emrettiği kısırlaştırmanın yapılmasını öteleyenler, şimdi onları apar topar yakalanmasını, bir daha geri bırakmamak üzere barınaklara alınmasını nasıl hızlandırırız derdine düşmüşler.
Hayvan hakları sorunları salt köpeklerin izole edilmesi, toplanmasıyla bitmiyor elbette; koruma altındaki yaban hayvanlarına uzanan kaçak avcı elleri, denizlerde bile rahat bırakılmayan yine koruma altındaki carettalar gibi canlara yapılan zulüm, işkenceler. Denizde, havada, karada zulüm, işkence, acı artan bir hızla devam etmekte. Ve daha da neler neler..
Lafın özü, yazımın başlığında dediğim gibi bizim cephede iyi bir şey yok! Ama işte inatçı karakterleri olan savaşçıların, bizlerin de pes etmeye niyeti yok! Çünkü onlara verdiğimiz bir söz var!