Bir toplumun vicdanı

Abone Ol

Hayvan sevgisi, bir toplumun vicdan aynasıdır. Sokakta karşılaştığımız bir cana nasıl davrandığımız, aslında insanlığa ne kadar yaklaştığımızı da gösterir. Çünkü hayvanları sevmek, yalnızca merhamet değil; sorumluluk, empati ve adalet duygusudur.

Bir kediye uzanan el, bir köpeğe bırakılan bir kap su, yalnızca o anı değil, bir yaşamı değiştirir. Hayvanlar bizden güçlü değildir; konuşamazlar, haklarını savunamazlar. Bu yüzden onların sesi olmak, güçlü olmanın değil, insan olmanın gereğidir. Şiddetin, ihmalkârlığın ve duyarsızlığın normalleştiği bir dünyada hayvan sevgisi, insanı insan yapan son kalelerden biridir.

Sokak hayvanları meselesi yalnızca belediyelerin, yasaların ya da kurumların sorunu değildir. Bu mesele, hepimizin ortak sınavıdır. Bir hayvanı görmezden gelmekle, ona zarar vermek arasında bazen sadece bir adım vardır. Oysa aynı sokakları paylaştığımız bu canlar, bu kentin de, bu ülkenin de parçasıdır.

Unutmamak gerekir ki; hayvanlara merhamet etmeyen bir anlayış, zamanı geldiğinde insana da merhamet etmez. Çocuklar, hayvanlara nasıl davranıldığını izleyerek büyür. Onlara öğrettiğimiz sevgi, yarının toplumunu şekillendirir.

Hayvan sevgisi bir “lüks” değil, bir ahlak meselesidir. Sessiz canlara sahip çıkmak, aslında kendi insanlığımıza sahip çıkmaktır. Bugün bir hayvanın hayatına dokunabiliyorsak, yarın daha yaşanabilir bir toplumun da kapısını aralayabiliriz.