“Anneee, Türkler Geliyor” !

Abone Ol

"Mamam Li Turchi" İtalyanların diline yerleşmiş bir söylem olarak biliniyor.
AB Komisyonu Başkanı Von Der Leyen
bu söyleme oldukça duyarlı bir kültürün etkisinde olmalı;
ya da tarihi süreci iyi okuyor.
Türkiye’yi Rusya ve Çin ile birlikte tehdit olarak görüyor,
AB’de kriz çıkıyor, çarşı karışıyor.

Von Der Leyen Hamburg’ta
Die Zeit Gazetesi’nin düzenlediği etkinlikte
“Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki;
Rus Türk ya da Çin etkisine girmesin” ifadelerini kullanarak
diplomatik gerginliğe yol açıyor.

AB’nin krizi hafifletmeye yönelik açıklamaları
yıllardır AB’nin kapısında bekletilen Türkleri
pek te tatmin etmiyor.
Fransız Cumhurbaşkanı Chirac’ın Türkleri Roma’nın,
Avrupa’nın bir parçası olarak
gördüğü günler geride kalıyor.

Rus ve Türk kültürleri modernite dönemi Avrupa’sından
oldukça etkilenmiş bir periyotta gelişiyor.
Türkiye Batılılaşma serencamında Yusuf Akçura’nın
“Üç Tarz-ı Siyaset” makalesinde ortaya koyduğu gibi
yön arayışını sürdürüyor;
ancak Niyazi Berkes’in “200 yıldır neden bocalıyoruz”
makalesi de gündemdeki yerini koruyor.

Anayasalaşma süreçlerinde Batı ile yaşanan 600 yıllık fark
(1205 Magna Carte -1808 Senedi İttifak)
feodal süreci yaşamayan Türkiye’nin
modernleşme sürecinde patinajlar oluşturuyor.
Türk demokrasisi ara dönemler yaşayarak sendeliyor.

Von Der Leyen’in açıklaması
İmparatorluk geleneğinden gelen üç ülkenin
siyasi ve ekonomik açıdan baskı unsuru oluşturduğu gerçeğinden
bağımsız değil.

Çin 2030’da dünyanın en büyük ekonomisi olmaya çok yakın.
AB’nin Üçüncü Yol arayışı Çin’i dengelemeye yönelik bir yaklaşım.

Rusya Ukrayna Savaşı ile yıpransa da
Alaska Zirvesi sonrasında toparlanma sinyalleri veriyor.
İran Savaşından en karlı çıkan ülkelerin başında geliyor.
Ortadoks Slavlar üzerindeki siyasi etkisi ile
Balkanlar üzerinden AB’yi baskılıyor.

Almanya İlk askeri strateji belgesinde
Rusya’yı “en büyük yakın tehdit” olarak tanımlıyor.
Alman siyasetçi Von Der Leyen’in
Türkiye’nin son dönemde büyük gelişme kaydettiği
savunma sanayi hamlelerini yakından izlediği anlaşılıyor.

Avrupa Konseyinin kurucu üyesi
NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye
henüz SAFE programına kabul edilmiş değil.
AB Yunanistan ve Güney Kıbrıs engelini aşmak için
güçlü bir irade sergileyemiyor.
Türkiye’nin NATO’ya kabülünde de ABD faktörü unutulmamalı !

Orta Asya coğrafyası
hızla silahlanma sürecinde bulunan Almanya için
bir zamanların arka bahçesi.
Rusya’da Alman kökenli Ramanoflar döneminde
çok sayıda Alman’ın bölgeye yerleştirildiği tarihi bir vaka.
Sovyetlerin yıkılmasıyla Almanların büyük bir bölümü
ülkelerine dönüyor.

Orta Asya Türklerin Rusların Çin’in ve son dönemde ABD’nin
siyasi etki alanında.
İki dünya savaşının ana aktörü Almanya
yeniden bölgede etkili olmak hedefinden uzaklaşmış değil.
Küresel arenada TDT yakından izleniyor.

AB Türkiye ilişkilerinin oldukça durağan bir döneminde
Von Leyen’in açıklaması hiçte sürpriz değil.
Geçtiğimiz haftalarda
TÜSİAD’ın gerçekleştirdiği benim de çevrimiçi katıldığım
“Türkiye AB İlişkilerinin bugünü ve geleceği”
konu oldukça kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor.

AB Türkiye ilişkilerinin durağanlığından her iki tarafta
aslında pek rahatsız değil.
Türkiye’nin AB’ye üyeliği olası görülmüyor,
farklı formüller ortaya çıkıyor.
Gümrük Birliğinin güncellenmesi öncelikli hedef olarak görülüyor.

“Doğuya giden bir gemide, güvertede Batıya koşan yolcular”
benzetmesi günümüz konjonktürü için geçerli gibi olsa da
Türkiye Batılılaşma serencamında ilerlemeyi sürdürmelidir.